25 Mayıs 2008 Pazar

PARK MACERALARIMIZ BAŞLADI....

Seni ilk defa parka götürüp salladım kuzum;mest oldun mest,
ğğğğğğğğğğğğğğğaa-0**
(YİĞİT'TEN DİP NOTLAR:)) )
İndirinceye kadar epeyce ağladın dudağını büze büze.

SÜPER BABY :)

Gevreği ilk defa susamı yedin annem bugün,ona daha bi bayıldım.Susama battın adeta.nasıl da mutlusun aşkııımmmm benim....

11 Mayıs 2008 Pazar

BUGÜN ANNELER GÜNÜ.EN GÜZEL HEDİYESİN SEN....


Sevgili Anneciğim,Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... ... Ve insan, zamanın nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor. Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların 'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı... Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin. Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım.
Sevginle donandım... Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...
Söyleyemedim sana... 'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye... Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden; 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.
Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... ...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...
Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.
Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi... Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri... Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum. Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu; yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor.
...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitaplarıkaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.
O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun?'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......

Can Dündar

20 Nisan 2008 Pazar

İsteyince çirkin de olabiliyorum :)



Köpeğim ZİYA ve BEN...

BÖYLE NASILIM???


KIYAMAM SANA...


PAMUĞUM...


ÇOK SİNİRLİYİM....


Minik kuzu içinden canavar çıktı bu aralar.Çok huysuzsun çooookkk.....Sebebi ne bir bilsek.Yemek yemiyorsun,uyumuyorsun,bir dakika yerinde durmuyorsun.Gecenin 1'inde 2'sinde arabayla sokaklarda dolaşarak uyutuyoruz ya da çarşafta sallıyoruz.Gece defalarca uyanıyor,bir o tarafa bir bu tarafa dönüp duruyorsun.Bu huysuzlukların umarım diştendir bebeğim...Alttaki iki dişin kocaman oldu,üstteki üç dişinde çıktı,kimbilir nasıl canın yanıyor pamuğum.Tez zamanda biter umarım sıkıntıların...

1 Nisan 2008 Salı



Yine yakalandım....

Yaşasın ayaktayım:))

ÇOK TATLISIN ANNEM YAA....



Uzun zamandır yazamıyorum kuzucum ve o zamandan beri hayli büyüdün,yeni yeni şeyler öğredin.yemArtık bizim eklerden yiyorsun ama pek iştahın yok,binbir oyunla yiyorsun yemeklerini.Yerinde hiç durmuyorsun,emeklemeyi ilerlettin artık hızına yetişemiyoruz.Koltuklara tutunup hemen kalkıyosun,ufak ufak sıralıyorsun ve ayaktayken dünyalar senin oluyor.Bay bay yapmayı öğrendin,artık el sallıyorsun.Helal diyince öksürüyorsun sanki boğazında bişey kalmış gibi:) Bıktım senden yapıyorsun yeleğinin yakasını tutup sallayarak:)Durup dururken gelip öpüyorsun,sarılıyorsun,bazen de oyuncak köpeğin Puppy'ı kıskandığında gelip öpüyorsun ve zavallı köpeciği itip atıyorsun.Kıskanç seni :))Müzik duyar duymaz oynamaya başlıyorsun,bol bol baba,mama diyorsun işin düşünce de anne diye bağırıyorsun.Beğendiğin bir yemeği yerken güzelmi diye sana sorduğumuzda büyük bir iştahla güzel diyorsun.Eskisine göre çok zor uyuyorsun,uyumak yerine oyun oynamak istiyorsun.Kapı çaldığında bizden önce kapıya emekliyorsun,geleni kim gelirse gelsin çok mutlu oluyorsun.Büyüdün kocaman oldun,canımıniçisin...

8 Mart 2008 Cumartesi


Bana bir masal anlat anne'Tek istediğim sahici bir anne'.Bana aldığın bütün oyuncaklardan vazgeçebilirim senin için çünkü tek istediğim sahici bir anne. Sadece bir anne!..Bana bir masal anlat anne; babaların işe giderken, anneleri yanında götürmediği zamanlarda geçsin. Çocuklar sabahları kızarmış ekmek kokusuna uyansın. Akşam olduğunda fırından yeni çıkmış ekmekle eve dönen babalarını pencerede beklesin. Yağmur yağarken anneler "Arap kızı" şarkısını mırıldansın çocuklarına. Arkadaşlığı kreşlerde değil, karşı komşunun evinde tanısın. Hani sen öyle büyümemiş miydin? Biliyorum bunlar eskide kaldı. Kadın bağı reklamlarında verdikleri gazla uçurdular kadınları. 'Çalışın anneler, sen çalışmazsan o çalışmazsa kime satılır bu süt sağma makinaları; anne sütüne eşdeğerde hazır mamalar, bu yüzlerce oyuncak? Bir de, kozmetik masraflarını, marka giysileri hesaba katarsak'... Kimse filmin ikinci yarısından söz etmedi ama. Birileri kesesini doldururken çocuklar gündüzleri yetim bırakıldı ve anne diye ağladıklarında tutundukları hiçbir şey anne sıcaklığında değildi. Çocuklara kauçuk bir dünya sunuldu anne. Yalancı memeler, yalancı sütle dolu biberonlar, sahte ana kucakları. Anneler işe giderken çocuklar çocukluğundan kaybetti.Eksik kalan Her çocuk bir gün büyür anne, böyle bakarsak çocuk büyütmeye; her anne de annedir. Oysa neler eksik kalmıştır hayatımızda kimse dönüp sormaz, bir de elimize kalan dünyanın bunca telaşa değip değmediğini. İşte kadınların özgürlüğü böyle bir şey anne. Siz kendi ayaklarınızın üstünde durdukça taşıdığınız yük gün be gün artar. Sizin mücadeleniz rüzgara karşı, anne olduktan sonra. Eteğini çekiştiren bir çocukla kaç kilometre hız yapılabilir sence, bir insan hangi birine yetebilir? Anneler adına kimse konuşmadı gerçekte. Bu yüzden sıra bana geldi. Habire fısıldadılar önüne çıkan dergilerin gizli satırlarında, anne-bebek sitelerinin sözde psikolog yorumlarında, aldattılar seni anne; 'önemli olan nitelikli zaman'! Henüz konuşamadığım için sana 'inanma onlara' diyemedim anne. Bak şimdi yaşadığın hayata, işten eve evden işe koşturup dururken yaşamın ilk yarıdan ne kadar da nitelikli... Daha tüyüm bitmeden beni gazeteden bulduğun bakıcıya emanet ederken "delirdim mi ben" diye dürtükleyen hormanlarını dinlemeliydin anne. Ama hayat ne getirir bilinmez dediler sana etrafındaki insanlar. Olabilecek kötü örneklerle seni korkuttular. Oysa bir bebeğin bakıcıyla büyümesi de yeterince korkutucu değil mi? Eve getirdiğin oyuncak, yeni giysi, maaşından artan para olmazsa, hayatımızda neler değişecek diye de sor kendine. Annesiz geçen zamanlarımı ve yorgun bir anne kucağını da hesaba katarsak asıl yoksulluk hangisi sence? Bir gün geriye baktığında telaş içinde yaşanmış gençliğin ve yarım yamalak bir annnelik yüzünden için acıyabilir. İşte o zaman duyduğun pişmanlık ikimizin işine de yaramaz anne. Bir orta yol olmalı anne, bulunmalı... Ne annelik anneliğe, ne bebeklik bebekliğe benziyor şimdilerde. Bana aldığın bütün oyuncaklardan vazgeçebilirim senin için çünkü tek istediğim sahici bir anne. Sadece bir anne!..


7 Mart 2008 Cuma

YAŞASIN!!!!!DİŞİM ÇIKTI SONUNDA :)


Uzun bir işkenceden sonra sonunda dişin göründü kuzu.Ağrısız,sancısız,ateşsiz çıkıverdi (maşallaaah)seni üzmeden.Darısı diğer dişlerin başına....

2 Mart 2008 Pazar

BİR KÜÇÜCÜK ASLANCIK VARMIŞ...



Dişlerim çok kaşınıyor,beni sinir ediyor.Çıksalar da artık kurtulsam :(

MAŞALLLAH SANA....


Karizma kuzucuk :))

EMEKLİYORUM.....

Yaklaşık 4 aydır süren çabalarım sonunda artık emekliyorum.........(21 ŞUBAT 2008)

16 Şubat 2008 Cumartesi

8 Şubat 2008 Cuma

Anne olmasaydım eğer...

Anne olmasaydım eğer... Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim. Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım. O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim. Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç. Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim. Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım. Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım. Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti. Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim. Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik. Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım. Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım. Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım. Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım. Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi. Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım. Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım. 38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı. Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim. Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım. Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!

BİTANESİİ:)


Tosbiğim geçen haftaya göre bu hafta daha iyisin.Sadece sabahları öksürüyorsun,onun dışında maşallah iyisin.Bu hafta aylık kotrolün vardı,hastalığına rağmen kilo almışsın.8550 gr ve 73,5 cm.sin.Doktorumuz artık bizim yediklerimizden az tuzlu olmak kaydıyla yiyebileceğini ve 3 ara 3 ana öğün şeklinde besleneceğini söyledi.Akşam yemeklerimize de ortak oldun kuzucuk:) Bugün sana köfte yaptım,severek yedin yoğurtla birlikte.Üstüne de benim yediğim pilavdan verdim,onu da severek yedin,afiyet olsun fındığım.Bu ay pnömomok aşısınında son dozunu oldun,ama bu defa aşıda da kontrolde de çok ağladın,doktorunu bile kızdırdın :)

Gün geçtikçe daha bilinçle yaşıyorsun hayatı,doyasıya gülüyorsun,ağlıyorsun hatta sinirleniyorsun.Hayır kelimesinin anlamını da öğrenmeye başladın,hayır dediğimde artık yanlış olan şeyi yapmıyorsun.Ayakta durmaya bayılıyorsun,ama hala geri geri emekliyorsun,desteksiz oturabiliyorsun ama dengeni çabuk kaybediyorsun.Bunların dışında dişlerden hala haber yooook...Onlarda sinir ediyor seni,bir türlü çıkmak bilmediler.

İşte böyle kuzum,bir ay daha büyüdün....

5 Şubat 2008 Salı

Banyodan sonra;keyif zamanı....
Oyun zamanı;neşem yerinde...

Uykudan yeni kalkmış,gözleri şişmiiiiişşşş bir böcek :)

HASTA KUZUCUK :(


Bebeğim geçtiğimiz bir hafta boyunca hastaydın.3 gün boyunca ateşlendin ve 4.gün kırmızı kırmızı beneklendin.Hastalığın ise adını ilk defa duyduğum altıncı hastalık.5 gün hiçbir şey yemedin,dolayısıyla kilo verdin.Ama bu hafta iştahın güzel,umarım telafi edersin verdiğin kilocukları.Ateşlendi soyundur,duş yaptır;üşüdü giydir,sar-sarmala deken bir de üşüttün sanırım,çok kötü öksürüyorsun.Doktorunu aradık,hemen ontrole getirin dedi.Yarın kontrolün var,umarım iyileşirsin hemen annemmmm...8 ayda bitti,mutlu,sağlıklı,neşeli,gülen yüzlü daha nice yıllar geçir bal böceğim...

28 Ocak 2008 Pazartesi


Anne olmak, asla vazgeçmemek demektir…Anne olmak, hesapsızca sevmek demektir…Anne olmak, sorumluluk demektir…Anne olmak, sadece kendini düşünmekten ömür boyu vazgeçmek demektir…Anne olmak, her zaman yapacak işleri olmak demektir…Anne olmak, dünyanın öbür ucunda da olsa çocuğunun sıkıntısını hissetmek demektir…Anne olmak, kaç yaşına gelmiş olursa olsun çocuğunun aç olup olmadığından endişelenmek demektir…Anne olmak, çocuğunu gördüğüne her defasında coşkuyla sevinmek demektir…Anne olmak, uykusuz geceler demektir…Anne olmak sınav kapılarında beklemek, yeniden öğrenci olmak hatta asker olmak demektir…Anne olmak, hayatı çocuğuyla birlikte yeniden yaşamak ve öğrenmek demektir…Anne olmak, güçlü ve cesur olmak demektir…Anne olmak, mutluluk demektir…

19 Ocak 2008 Cumartesi

Check out my Slide Show!

TOSBİĞİM BENİM...


Kuzummmm...Bu ayki doktor kontrolünde 8.150 kg ve 73 cm.din.Büyümüşsün,sevindik:) Yemeklerine alıştın artık,severek yiyorsun.Ama bizim yemekleri daha çok seviyorsun.tavuğu,köfteyi,balığı çok sevdin,brokoliye bayılıyorsun.doktor amcanın dediği gibi "götüüüürrr koçuum" :) Yavaş yavaş emekleme girişimlerine başladın,ahhh bir kaldırabilsen o totoyu:) Sürünerek odayı dolaşıyorsun,geri geri emekliyorsun,bir de ileri gidersen yandık o zaman.Bir çok oyunu severek oynuyorsun.Gel gel yapıyorsun,merhaba yapıyorsun,alooo diyosun,dede ne yapıyo dediğimizde öksürüp taklit bile yapıyosun artık.

İşte bölee bal damlam...Sen büyüyorsun,biz yaşlanıyoruz.Zaman akıp gidiyor...

11 Aralık 2007 Salı

BABA DEDİ,BABA DEDİİİ.....


Bu ayın 8.inde yine doktor kontrolün vardı.Sıramızı beklerken doktor amcanın parkında oyalandık seninle:)Kaydırağa,sallanan ata ve patlıcana bindik:)Fındık kurdum boyun 71 cm. , kilon 7.450 gr.dı.Az kilo almışsın bu ay,sanırım çok hareketli olmandan.Sağlıklısın ya önemli olan bu.Doktorumuz kahvaltı mamalarına başlamamızı söyledi.Yumurta,peynir,pekmez ve mamadan oluşan karışımı severek yiyorsun.Ayrıca bu ay karma aşının 3.dozu ile prenevar aşısının 2.dozunu oldun,canın yandı kuzuuum..Ayrıca bugün ba-baa dediiin:)) Hem de 2 defaa,ayrıca maamm...Artık yüzüstü yatırdığınızda göbeğinin üstünde dönüp duruyorsun.Sanırım emeklemene de az kaldı....

Her geçen gün daha eğlenceli hale geliyorsun bebeğim...

7 Aralık 2007 Cuma

2 Aralık 2007 Pazar

BİR DEMET KUZUCUK......

İŞTE BANA BENZEDİĞİNİN KANITI :)))


:)

EŞŞŞŞEEEEK SIPASI:)

MİNİCİK....KUZUCUK....


Hızla büyüyorsun bebeğim....neredeyse 6 aylık oldun bile.Zaman ne kadar hızlı geçiyor.Keşke hiç büyümesen diyorum bazen,keşke hep böyle bebeğim olarak kalsan.Kokun,saflığın,masum gülüşün hep böyle kalsa.Büyüdüğünü,her geçen gün yeni birşeyler öğrendiğini gördükçe de mutlu oluyoruz kuzum.Artık kocaman kahkahalar atabiliyorsun,oturabiliyorsun,dönebiliyorsun.Anne sütünün yanında sebze ve meyve yiyorsun.Muza bayılıyorsun,ben de ananasa:) Babişko bize tropikal aile diyoooo:) Artık daha az uyuyor, daha çok oynuyorsun. Baba sana fış fış kayıkçı oyununu öğretti,bu oyuna bayılıyorsun ve artık sürekli sallanıyorsun.Biz yoruluyoruz seni izlerken,sen durmak bilmiyorsun.Anneannen ve deden sana gel gel yapmayı öğretmiş,biz işteyken sen gel gel diye bizi çağırıyorsun:)

KÜÇÜK ADAM....


Miniğim 5.ay randevunda 7.450 kg ve 71 cm.din.Sütümüz yaramış.Doktor amca artık sebze yiyebileceğini söyledi.İlk başlarda pek sevmemiştin sebzeleri,süt kadar kolay değildi yemesi.Ama zamanla alıştın bebeğim,hatta şimdi bayılıyorsun sebze çorbalarına.Yanına bir de yoğğuuurrrttt...Oooo yeme de yanında yat:) Bu ay rotarix aşısının 2. dozunu da oldun.Bir aşıdan daha kurtuldun.

9 Kasım 2007 Cuma

26 Ekim 2007 Cuma



Havuç yiyoruuum beeenn....
Ayaklarım çok tatlı;ben de çok tatlıyım :) heheheuuu :)

21 Ekim 2007 Pazar


Bu zürafa benden güzel poz veriyor yahuuu.... :)

BÜYÜYORUUUUUMMMM........

Bu ayın başında kontrol için doktora gittik.6.800 kilo ve 69 cm idin,hem de çok sağlıklıydın.Maşallah fındık kurdum...Bu ay iki tane aşı yaptı doktor amca sana.Birisi karma aşının 2.dozu(pentaksim),diğeri ise zatürre aşısıydı(prenevar).Sen yine hiç ağlamadın ama birkaç gün huysuzluk yaptı aşılar sende.Artık yoğurt ve meyve yiyebileceğini söyledi doktorumuz Hakan Bey.Yoğurda bayıldın ama meyveyi pek sevmedin.

İLK BAYRAMIM



Bugün benim ilk bayramımdı.Annem bana çok güzel kıyafetler almış.Pantolonumla,gömleğimle koskocaman adam oldum ben :) Bayram ziyaretlerine gittik.El öpmeyi bilmiyorum ama bayram harçlığı bile topladım.Bayram güzel bişeymiş :)


12 EKİM 2007

28 Eylül 2007 Cuma

OHH BEEE!!!


Sonunda yıkandım yaaa..Ne güzel bişiimiş su denen şey.Bayıldım yaawwf...

Bornoz da çok yakışıyo kahretsin!!!! :)


Ohhhh beee!Yıkadı annem beni.Tertemiz oldum yawwwf...



HIZLA BÜYÜYORSUN...


Hızla büyüyorsun bebeğim ve biz şaşırıp kalıyoruz...Her geçen gün yen bişeyler öğreniyorsun ve biz en ufak birşeyden bile mutlu oluyoruz sayende.Göbeğinin 21.günde düşüşü,ilk banyon,ilkgülümsemen,ilk aguların,kahkahaların ve daha birsürü şey...Her ay doktora götürüyoruz seni düzenli kontrolün ve aşıların için.Doktor amca seni tepeden tırnağa kontrol ediyor,aşını yapıyor.ilk kontrolün 23 gün sonra yapıldı,boyun 23 günde 55 cm.olmuştu ve 4.210 kiloydun.Doktorun birazcık hızlı büyüdüğünü söyledi ve sana diyet verdi."Artık rejimdesin ve 3 saatte bir emeceksin Yiğit Bey..." :) 1.ayında yani 7 gün sonra aşı için doktoruna gittiğimizde 4.630 kiloydun ve boyun 56 cm.di.Maşallah oğluma...1.ayında hepatiB aşısının 2.dozu yapıldı.2.ayında 5.170 kiloydun ve 61 cm.din.Diyet pek yaramadı sana sanırım.Ama boyun 5 cm. uzamıştı.Artık sana diyet falan yok kuzucum...bu ay pentaxim 5li karm aşı ve aynı gün verem aşısı yapıldı.canım yanmıştır ama sen hiç ağlamadın.3.ayında 6.230 kilo ve 65 cm.idin.Ohh bee diyette neymiş,büyüdün işte:)Bu ayda ishal virüsüne karşı rotarix aşısını yaptı yeni doktorun.Yakında 4.ay kontrolün var bakalım ne kadar büyümüş benim oğlum...

16 Eylül 2007 Pazar

MAŞALLAH KUZUMA...


Doğduğunda 3.550 kg ve 52 cm.idin.Hemşireler senin bir dev adam olacağını ve 45 numara ayakkabı giyeceğini söyleyip durdular.( Maşallah kuzuma...) Çok güzel bir bebektin,elin ayağın düzgündü ve sağlıklıyıdın çok şükür.Bir gece hastanede kaldık ve ertesi gün evimize geldik.Ve SEN li bir hayat başladı işte...sürekli emmek istiyordun ve emdin de.Çünkü emmediğin zaman ağlıyordun.15günlükken mevlütünü yaptık,damatlık giydirdik sana.Çok yakışıklı oldun oğluuum.21. gününde göbeğin düştü.25 gün sonra seni doktora kontrole götürdük.Doktor seni sedyeye yatırdı kontrol etmek için.Ama sen her zaman ki gibi inliyordun.Doktor amca hemen anladı senin sürekli emmidiğini inlemelerinden :) bundan sonra 3 saatte bir emilecek dedi,gönderdi bizi.İnlemelerinin,ağlamalarının sebebi sürekli emmenmiş.Nerden bilebilirdim?Obur kuzum benim...25.gününde 4.210kg ve 55 cm olmuştun bile.Maşallah fıstığım...