19 Ağustos 2008 Salı

YİĞİT KUZUSU YÜRÜME ÇALIŞMALARINDA....

Annecim yürüme işini iyice ilerlettin 1 haftaya kalmaz koşarsın artık.Geçtiğimiz hafta sonu Altınovadayken kesintisiz 14-15 adım yürüdün ama hala sürekli yürüme değil bu.Çünkü emeklemek senin için vazgeçilmez ve kolay:)Sanırım yürüdüğünde peşinden koşmak daha da zorlaşacak.

DENİZ MACERAMIZ...

Son 2 haftadır hafta sonları Altınova'daydık ve ilk defa denize girdin bebişim.Suyu çok sevmene rağmen sanırım denizin soğuk olması nedeniyle ilk hafta oldukça korktun,biz de seni kumun içine bıraktık.sen öyle sevdin ki kumla oynamayı yaklaşı 1 saat dünyayla bağlantın kesildi.Arada yemeyi de ihmal etmedin kumu.Kovalara doldurdun,boşalttın,havaya savurdun,tepeden tırnağa hatta bağırsaklarına kadar kum oldun adeta:)Bu hafta sonu deniz suyu biraz daha sıcak olduğundan denize de girdin bebeğim hem de sevinenek,yine kumla oynamayı ve yemeyi de ihmal etmedin.Nigar teyzenin oğulları Fatih ve Yağız'la da çok eğlendin.Gece 1'e kadar kahkahaların bitmek bilmedi.Deliler gibi dansettin,tepindin,hopladın,zıpladın.Kısacası çok eğlendin annecim.

31 Temmuz 2008 Perşembe

PÜSKÜÜT CANAVARI:)

Eline verdiğim cikolatalı bisküviyi ikiye ayırıp içindeki çikolatayı güzelce yaladın,yüzünü köpek yalasa doyacak:) Ama biskğvi kısmı pek hoşuna gitmedi,onu da sonra fırlatıp attın:)Ağzının tadını biliyorsun kerataa:)

29 Temmuz 2008 Salı

23 Temmuz 2008 Çarşamba

EMZİĞE VEDA....(16/07/2008)


Yiğit kuzusu annesinin yoğun isteği üzerine emziği unuttu gitti.Geçen hafta bugün bir baktım bizim emzik faresi emziğini dişlemiş,neredeyse koparmak üzere.Evde yedek bir emzik olmadığından ve de benim yenisini alma şansım olmadığından o gün emziği bırakmak zorunda kaldı kuzuuum...İlk 2 gün uyku saati geldiğinde yastığının ve koltukların altında dakikalarca emzik aradı meme meme diyerek....Bugün 1 hafta oldu emziği bırakalı,iyi de oldu aslında.Daha sonra çok zorlanacaktık çünkü...Yaşasın emziksiz hayat:)

15 Temmuz 2008 Salı

7 Temmuz 2008 Pazartesi

İLK TRAŞIN...

Annecim ilk traşını oldun artık,lüle lüle saçların da gitti malesef.Tam bir oğlan çocuğu oldun kısacık saçlarınla...Ankara'da Toyiki mağazasında kestirdik saçlarını,iyi ettik hani. Bu bebek berberliği iyi fikir valla.Önündeki oyuncaklarla uğraşırken saçlarının gittiğini anlamadın bile kuzucum....

ANITKABİR'DEN BİR KAÇ KARE...






ATA'YI ZİYARET ETTİK.







29 Haziran 2008 Pazar

ANKARA'YA YÜRÜYEREK GELDİM:)


Evet evet yanlış duymadınız,Ankara'ya yürüyerek geldi:)Yiğit kuzusu artık yürüyor.29 Haziran 2008 ilk adımlarını attın bebeğim...Arka arkaya 4-5 adım sadece ama bu bile yetti bizi mutlu etmeye.Herkes yaşını karşılayacak diyordu senin için,doğum gününe kadar yürüyemeyince biz de 2.yaşını karşılayacak diye dalga geçmiştik.Utandırdın bizi,geç de olsa yaşını karşıladın fındığım.Nasıl da mutlu oldun,yürümek ayrı bir zevk olsa gerek senin için.Şu an Ankara'dayız;babanın otel odasında.Sen uyuyosun yorgun ve bitkin bir şekilde.Babaysa işte...
İşte böyleeee.....

19 Haziran 2008 Perşembe

BABA BU TİŞÖRT BANA DAHA ÇOK YAKIŞTI SANKİ :))




1 YAŞINDASIN ARTIK....


Bebeğim bu ay 1 yaş kontrolün vardı.Son 2 ayda 300 gram almışsın ve 1 cm uzamışsın.Az da olsa buna da şükür,maşallah oğluma.Bu ay 2 tane aşı(kızamık-kıamıkçık-kabakulak ve su çiçeği) yaptı doktor amca,çok ağladın kıyamam.Yemek listene birsürü yiyecekler ekledi artık ama sen bu değişime pek kapalısın,yemekte zorlanıyorsun.Yaz meyvelerini severek yiyorsun özellikle de karpuz,çilek ve kirazı.Sütü ilk içtiğinde çok sevdiğini düşünmüştüm ama yanılmışım sana bir türlü sütü içiremiyoruz umarım zamanla seversin annecim.Rutin kan ve idrar tahlilini de yaptırdık.Bütün değerlerin normal çıktı sadece biraz kansızmışsın,o yüzden kan damlamıza devam ediyoruz.Bir yıl çok iyi geçti fıstığım umarım uzun bir ömür böyle geçer seninle.İYİ Kİ VARSIN BEBEĞİM...

GÜZELLİİİİİİKKK :) (BABA ÖYLE DİYO)






BEBEĞİM BÜYÜDÜ DE DİŞLERİNİ FIRÇALIYOR


Annecim sen doğduğunda,ağzında diş yokken :) Abidin Amcan sana diş fırçası alıp gelmişti taa Almanya'dan.Diş fırçamızı kullanma zamanı gelmiş öyle söyledi doktor amca.Kendi kendine dişlerini fırçalıyorsun aferin sana kuzuuuumm...

16 Haziran 2008 Pazartesi

11 Haziran 2008 Çarşamba

İYİ Kİ DOĞDUN,İYİ Kİ VARSIN MİNİK KUZUM...


Uzun zamandan beri yazamıyorum fındığım malum taşınma ve doğumgünü telaşı....Bu telaş ve koşturmaca arasında kuzum artık 1 yaşında.Ne çabuk geçiverdi zaman...Ağladı,güldü,gazını çıkardı,agu dedi,emekledi,baba dedi,sıraladı,anne dedi derken koskoca bir yıl geçivermiş bebekliğinin kokusunu alıp sana yepyeni şeyler katarak.
İşte bir yıl geçti...Bir yıl önce bu zamanlar yatağımda yatarken mışıl mışıl uyuyan seni izliyordum hayranlıkla.Hey gidi hey.Oğlum bugün ne istediğini anlatan,karnı acıktığında yemeğini,suyunu isteyen,kahkahalar atan,oyunlar oynayan,sevgisini,kızgınlığını,şaşkınlığını ve bunun gibi daha bir çok duygusunu gösteren koca bir adam.
İyiki doğdun bebeğim.Hayat sana tüm güzellikleri sunar inşallah...Mutlu,umutlu,sağlıklı,sevdiklerinle ve seni sevenlerle koskocaman bir ömür geçirirsin...
İyi ki varsın aşkım....

25 Mayıs 2008 Pazar

PARK MACERALARIMIZ BAŞLADI....

Seni ilk defa parka götürüp salladım kuzum;mest oldun mest,
ğğğğğğğğğğğğğğğaa-0**
(YİĞİT'TEN DİP NOTLAR:)) )
İndirinceye kadar epeyce ağladın dudağını büze büze.

SÜPER BABY :)

Gevreği ilk defa susamı yedin annem bugün,ona daha bi bayıldım.Susama battın adeta.nasıl da mutlusun aşkııımmmm benim....

11 Mayıs 2008 Pazar

BUGÜN ANNELER GÜNÜ.EN GÜZEL HEDİYESİN SEN....


Sevgili Anneciğim,Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... ... Ve insan, zamanın nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor. Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların 'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı... Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin. Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım.
Sevginle donandım... Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...
Söyleyemedim sana... 'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye... Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden; 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.
Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... ...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...
Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.
Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi... Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri... Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum. Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu; yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor.
...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitaplarıkaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.
O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun?'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......

Can Dündar

20 Nisan 2008 Pazar

İsteyince çirkin de olabiliyorum :)



Köpeğim ZİYA ve BEN...

BÖYLE NASILIM???


KIYAMAM SANA...


PAMUĞUM...


ÇOK SİNİRLİYİM....


Minik kuzu içinden canavar çıktı bu aralar.Çok huysuzsun çooookkk.....Sebebi ne bir bilsek.Yemek yemiyorsun,uyumuyorsun,bir dakika yerinde durmuyorsun.Gecenin 1'inde 2'sinde arabayla sokaklarda dolaşarak uyutuyoruz ya da çarşafta sallıyoruz.Gece defalarca uyanıyor,bir o tarafa bir bu tarafa dönüp duruyorsun.Bu huysuzlukların umarım diştendir bebeğim...Alttaki iki dişin kocaman oldu,üstteki üç dişinde çıktı,kimbilir nasıl canın yanıyor pamuğum.Tez zamanda biter umarım sıkıntıların...

1 Nisan 2008 Salı



Yine yakalandım....

Yaşasın ayaktayım:))

ÇOK TATLISIN ANNEM YAA....



Uzun zamandır yazamıyorum kuzucum ve o zamandan beri hayli büyüdün,yeni yeni şeyler öğredin.yemArtık bizim eklerden yiyorsun ama pek iştahın yok,binbir oyunla yiyorsun yemeklerini.Yerinde hiç durmuyorsun,emeklemeyi ilerlettin artık hızına yetişemiyoruz.Koltuklara tutunup hemen kalkıyosun,ufak ufak sıralıyorsun ve ayaktayken dünyalar senin oluyor.Bay bay yapmayı öğrendin,artık el sallıyorsun.Helal diyince öksürüyorsun sanki boğazında bişey kalmış gibi:) Bıktım senden yapıyorsun yeleğinin yakasını tutup sallayarak:)Durup dururken gelip öpüyorsun,sarılıyorsun,bazen de oyuncak köpeğin Puppy'ı kıskandığında gelip öpüyorsun ve zavallı köpeciği itip atıyorsun.Kıskanç seni :))Müzik duyar duymaz oynamaya başlıyorsun,bol bol baba,mama diyorsun işin düşünce de anne diye bağırıyorsun.Beğendiğin bir yemeği yerken güzelmi diye sana sorduğumuzda büyük bir iştahla güzel diyorsun.Eskisine göre çok zor uyuyorsun,uyumak yerine oyun oynamak istiyorsun.Kapı çaldığında bizden önce kapıya emekliyorsun,geleni kim gelirse gelsin çok mutlu oluyorsun.Büyüdün kocaman oldun,canımıniçisin...

8 Mart 2008 Cumartesi


Bana bir masal anlat anne'Tek istediğim sahici bir anne'.Bana aldığın bütün oyuncaklardan vazgeçebilirim senin için çünkü tek istediğim sahici bir anne. Sadece bir anne!..Bana bir masal anlat anne; babaların işe giderken, anneleri yanında götürmediği zamanlarda geçsin. Çocuklar sabahları kızarmış ekmek kokusuna uyansın. Akşam olduğunda fırından yeni çıkmış ekmekle eve dönen babalarını pencerede beklesin. Yağmur yağarken anneler "Arap kızı" şarkısını mırıldansın çocuklarına. Arkadaşlığı kreşlerde değil, karşı komşunun evinde tanısın. Hani sen öyle büyümemiş miydin? Biliyorum bunlar eskide kaldı. Kadın bağı reklamlarında verdikleri gazla uçurdular kadınları. 'Çalışın anneler, sen çalışmazsan o çalışmazsa kime satılır bu süt sağma makinaları; anne sütüne eşdeğerde hazır mamalar, bu yüzlerce oyuncak? Bir de, kozmetik masraflarını, marka giysileri hesaba katarsak'... Kimse filmin ikinci yarısından söz etmedi ama. Birileri kesesini doldururken çocuklar gündüzleri yetim bırakıldı ve anne diye ağladıklarında tutundukları hiçbir şey anne sıcaklığında değildi. Çocuklara kauçuk bir dünya sunuldu anne. Yalancı memeler, yalancı sütle dolu biberonlar, sahte ana kucakları. Anneler işe giderken çocuklar çocukluğundan kaybetti.Eksik kalan Her çocuk bir gün büyür anne, böyle bakarsak çocuk büyütmeye; her anne de annedir. Oysa neler eksik kalmıştır hayatımızda kimse dönüp sormaz, bir de elimize kalan dünyanın bunca telaşa değip değmediğini. İşte kadınların özgürlüğü böyle bir şey anne. Siz kendi ayaklarınızın üstünde durdukça taşıdığınız yük gün be gün artar. Sizin mücadeleniz rüzgara karşı, anne olduktan sonra. Eteğini çekiştiren bir çocukla kaç kilometre hız yapılabilir sence, bir insan hangi birine yetebilir? Anneler adına kimse konuşmadı gerçekte. Bu yüzden sıra bana geldi. Habire fısıldadılar önüne çıkan dergilerin gizli satırlarında, anne-bebek sitelerinin sözde psikolog yorumlarında, aldattılar seni anne; 'önemli olan nitelikli zaman'! Henüz konuşamadığım için sana 'inanma onlara' diyemedim anne. Bak şimdi yaşadığın hayata, işten eve evden işe koşturup dururken yaşamın ilk yarıdan ne kadar da nitelikli... Daha tüyüm bitmeden beni gazeteden bulduğun bakıcıya emanet ederken "delirdim mi ben" diye dürtükleyen hormanlarını dinlemeliydin anne. Ama hayat ne getirir bilinmez dediler sana etrafındaki insanlar. Olabilecek kötü örneklerle seni korkuttular. Oysa bir bebeğin bakıcıyla büyümesi de yeterince korkutucu değil mi? Eve getirdiğin oyuncak, yeni giysi, maaşından artan para olmazsa, hayatımızda neler değişecek diye de sor kendine. Annesiz geçen zamanlarımı ve yorgun bir anne kucağını da hesaba katarsak asıl yoksulluk hangisi sence? Bir gün geriye baktığında telaş içinde yaşanmış gençliğin ve yarım yamalak bir annnelik yüzünden için acıyabilir. İşte o zaman duyduğun pişmanlık ikimizin işine de yaramaz anne. Bir orta yol olmalı anne, bulunmalı... Ne annelik anneliğe, ne bebeklik bebekliğe benziyor şimdilerde. Bana aldığın bütün oyuncaklardan vazgeçebilirim senin için çünkü tek istediğim sahici bir anne. Sadece bir anne!..


7 Mart 2008 Cuma

YAŞASIN!!!!!DİŞİM ÇIKTI SONUNDA :)


Uzun bir işkenceden sonra sonunda dişin göründü kuzu.Ağrısız,sancısız,ateşsiz çıkıverdi (maşallaaah)seni üzmeden.Darısı diğer dişlerin başına....

2 Mart 2008 Pazar

BİR KÜÇÜCÜK ASLANCIK VARMIŞ...



Dişlerim çok kaşınıyor,beni sinir ediyor.Çıksalar da artık kurtulsam :(

MAŞALLLAH SANA....


Karizma kuzucuk :))

EMEKLİYORUM.....

Yaklaşık 4 aydır süren çabalarım sonunda artık emekliyorum.........(21 ŞUBAT 2008)

16 Şubat 2008 Cumartesi

8 Şubat 2008 Cuma

Anne olmasaydım eğer...

Anne olmasaydım eğer... Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim. Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım. O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim. Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç. Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim. Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım. Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım. Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti. Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim. Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik. Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım. Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım. Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım. Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım. Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi. Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım. Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım. 38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı. Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim. Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım. Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!

BİTANESİİ:)


Tosbiğim geçen haftaya göre bu hafta daha iyisin.Sadece sabahları öksürüyorsun,onun dışında maşallah iyisin.Bu hafta aylık kotrolün vardı,hastalığına rağmen kilo almışsın.8550 gr ve 73,5 cm.sin.Doktorumuz artık bizim yediklerimizden az tuzlu olmak kaydıyla yiyebileceğini ve 3 ara 3 ana öğün şeklinde besleneceğini söyledi.Akşam yemeklerimize de ortak oldun kuzucuk:) Bugün sana köfte yaptım,severek yedin yoğurtla birlikte.Üstüne de benim yediğim pilavdan verdim,onu da severek yedin,afiyet olsun fındığım.Bu ay pnömomok aşısınında son dozunu oldun,ama bu defa aşıda da kontrolde de çok ağladın,doktorunu bile kızdırdın :)

Gün geçtikçe daha bilinçle yaşıyorsun hayatı,doyasıya gülüyorsun,ağlıyorsun hatta sinirleniyorsun.Hayır kelimesinin anlamını da öğrenmeye başladın,hayır dediğimde artık yanlış olan şeyi yapmıyorsun.Ayakta durmaya bayılıyorsun,ama hala geri geri emekliyorsun,desteksiz oturabiliyorsun ama dengeni çabuk kaybediyorsun.Bunların dışında dişlerden hala haber yooook...Onlarda sinir ediyor seni,bir türlü çıkmak bilmediler.

İşte böyle kuzum,bir ay daha büyüdün....

5 Şubat 2008 Salı

Banyodan sonra;keyif zamanı....
Oyun zamanı;neşem yerinde...

Uykudan yeni kalkmış,gözleri şişmiiiiişşşş bir böcek :)