19 Ağustos 2008 Salı
YİĞİT KUZUSU YÜRÜME ÇALIŞMALARINDA....
DENİZ MACERAMIZ...
31 Temmuz 2008 Perşembe
PÜSKÜÜT CANAVARI:)
29 Temmuz 2008 Salı
23 Temmuz 2008 Çarşamba
EMZİĞE VEDA....(16/07/2008)

15 Temmuz 2008 Salı
7 Temmuz 2008 Pazartesi
İLK TRAŞIN...
29 Haziran 2008 Pazar
ANKARA'YA YÜRÜYEREK GELDİM:)

İşte böyleeee.....
19 Haziran 2008 Perşembe
1 YAŞINDASIN ARTIK....

BEBEĞİM BÜYÜDÜ DE DİŞLERİNİ FIRÇALIYOR
16 Haziran 2008 Pazartesi
11 Haziran 2008 Çarşamba
İYİ Kİ DOĞDUN,İYİ Kİ VARSIN MİNİK KUZUM...

İşte bir yıl geçti...Bir yıl önce bu zamanlar yatağımda yatarken mışıl mışıl uyuyan seni izliyordum hayranlıkla.Hey gidi hey.Oğlum bugün ne istediğini anlatan,karnı acıktığında yemeğini,suyunu isteyen,kahkahalar atan,oyunlar oynayan,sevgisini,kızgınlığını,şaşkınlığını ve bunun gibi daha bir çok duygusunu gösteren koca bir adam.
İyiki doğdun bebeğim.Hayat sana tüm güzellikleri sunar inşallah...Mutlu,umutlu,sağlıklı,sevdiklerinle ve seni sevenlerle koskocaman bir ömür geçirirsin...
İyi ki varsın aşkım....
25 Mayıs 2008 Pazar
PARK MACERALARIMIZ BAŞLADI....
SÜPER BABY :)
11 Mayıs 2008 Pazar
BUGÜN ANNELER GÜNÜ.EN GÜZEL HEDİYESİN SEN....
Sevginle donandım... Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...
Söyleyemedim sana... 'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye... Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden; 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.
Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... ...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...
Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.
Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi... Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri... Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum. Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu; yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor.
...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitaplarıkaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.
O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun?'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......
Can Dündar
20 Nisan 2008 Pazar
ÇOK SİNİRLİYİM....
1 Nisan 2008 Salı
ÇOK TATLISIN ANNEM YAA....
Uzun zamandır yazamıyorum kuzucum ve o zamandan beri hayli büyüdün,yeni yeni şeyler öğredin.yemArtık bizim eklerden yiyorsun ama pek iştahın yok,binbir oyunla yiyorsun yemeklerini.Yerinde hiç durmuyorsun,emeklemeyi ilerlettin artık hızına yetişemiyoruz.Koltuklara tutunup hemen kalkıyosun,ufak ufak sıralıyorsun ve ayaktayken dünyalar senin oluyor.Bay bay yapmayı öğrendin,artık el sallıyorsun.Helal diyince öksürüyorsun sanki boğazında bişey kalmış gibi:) Bıktım senden yapıyorsun yeleğinin yakasını tutup sallayarak:)Durup dururken gelip öpüyorsun,sarılıyorsun,bazen de oyuncak köpeğin Puppy'ı kıskandığında gelip öpüyorsun ve zavallı köpeciği itip atıyorsun.Kıskanç seni :))Müzik duyar duymaz oynamaya başlıyorsun,bol bol baba,mama diyorsun işin düşünce de anne diye bağırıyorsun.Beğendiğin bir yemeği yerken güzelmi diye sana sorduğumuzda büyük bir iştahla güzel diyorsun.Eskisine göre çok zor uyuyorsun,uyumak yerine oyun oynamak istiyorsun.Kapı çaldığında bizden önce kapıya emekliyorsun,geleni kim gelirse gelsin çok mutlu oluyorsun.Büyüdün kocaman oldun,canımıniçisin...
8 Mart 2008 Cumartesi
Bana bir masal anlat anne'Tek istediğim sahici bir anne'.Bana aldığın bütün oyuncaklardan vazgeçebilirim senin için çünkü tek istediğim sahici bir anne. Sadece bir anne!..Bana bir masal anlat anne; babaların işe giderken, anneleri yanında götürmediği zamanlarda geçsin. Çocuklar sabahları kızarmış ekmek kokusuna uyansın. Akşam olduğunda fırından yeni çıkmış ekmekle eve dönen babalarını pencerede beklesin. Yağmur yağarken anneler "Arap kızı" şarkısını mırıldansın çocuklarına. Arkadaşlığı kreşlerde değil, karşı komşunun evinde tanısın. Hani sen öyle büyümemiş miydin? Biliyorum bunlar eskide kaldı. Kadın bağı reklamlarında verdikleri gazla uçurdular kadınları. 'Çalışın anneler, sen çalışmazsan o çalışmazsa kime satılır bu süt sağma makinaları; anne sütüne eşdeğerde hazır mamalar, bu yüzlerce oyuncak? Bir de, kozmetik masraflarını, marka giysileri hesaba katarsak'... Kimse filmin ikinci yarısından söz etmedi ama. Birileri kesesini doldururken çocuklar gündüzleri yetim bırakıldı ve anne diye ağladıklarında tutundukları hiçbir şey anne sıcaklığında değildi. Çocuklara kauçuk bir dünya sunuldu anne. Yalancı memeler, yalancı sütle dolu biberonlar, sahte ana kucakları. Anneler işe giderken çocuklar çocukluğundan kaybetti.Eksik kalan Her çocuk bir gün büyür anne, böyle bakarsak çocuk büyütmeye; her anne de annedir. Oysa neler eksik kalmıştır hayatımızda kimse dönüp sormaz, bir de elimize kalan dünyanın bunca telaşa değip değmediğini. İşte kadınların özgürlüğü böyle bir şey anne. Siz kendi ayaklarınızın üstünde durdukça taşıdığınız yük gün be gün artar. Sizin mücadeleniz rüzgara karşı, anne olduktan sonra. Eteğini çekiştiren bir çocukla kaç kilometre hız yapılabilir sence, bir insan hangi birine yetebilir? Anneler adına kimse konuşmadı gerçekte. Bu yüzden sıra bana geldi. Habire fısıldadılar önüne çıkan dergilerin gizli satırlarında, anne-bebek sitelerinin sözde psikolog yorumlarında, aldattılar seni anne; 'önemli olan nitelikli zaman'! Henüz konuşamadığım için sana 'inanma onlara' diyemedim anne. Bak şimdi yaşadığın hayata, işten eve evden işe koşturup dururken yaşamın ilk yarıdan ne kadar da nitelikli... Daha tüyüm bitmeden beni gazeteden bulduğun bakıcıya emanet ederken "delirdim mi ben" diye dürtükleyen hormanlarını dinlemeliydin anne. Ama hayat ne getirir bilinmez dediler sana etrafındaki insanlar. Olabilecek kötü örneklerle seni korkuttular. Oysa bir bebeğin bakıcıyla büyümesi de yeterince korkutucu değil mi? Eve getirdiğin oyuncak, yeni giysi, maaşından artan para olmazsa, hayatımızda neler değişecek diye de sor kendine. Annesiz geçen zamanlarımı ve yorgun bir anne kucağını da hesaba katarsak asıl yoksulluk hangisi sence? Bir gün geriye baktığında telaş içinde yaşanmış gençliğin ve yarım yamalak bir annnelik yüzünden için acıyabilir. İşte o zaman duyduğun pişmanlık ikimizin işine de yaramaz anne. Bir orta yol olmalı anne, bulunmalı... Ne annelik anneliğe, ne bebeklik bebekliğe benziyor şimdilerde. Bana aldığın bütün oyuncaklardan vazgeçebilirim senin için çünkü tek istediğim sahici bir anne. Sadece bir anne!..
7 Mart 2008 Cuma
YAŞASIN!!!!!DİŞİM ÇIKTI SONUNDA :)
2 Mart 2008 Pazar
16 Şubat 2008 Cumartesi
8 Şubat 2008 Cuma
Anne olmasaydım eğer...
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti. Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim. Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik. Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım. Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım. Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım. Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım. Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi. Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım. Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım. 38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı. Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim. Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım. Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!
BİTANESİİ:)








.jpg)














