6 Eylül 2008 Cumartesi
3 Eylül 2008 Çarşamba
DEDİİİ :)
Geçtiğimiz hafta sonu Gümüldür'de komşunun kedisini "dedii....dedii..."diyerek sevip ona peluş hayvan muamelesi yapınca zavallı kedicik de kendisini korumak zorunda kaldı ve kolundan minik bir ısırık aldı.Sen oldukça korktun kuzucum,o gün kediciğe yaklaşamadın bile.Ama ertesi gün aranızda yaşanılanlar çoktan hafızandan silinmişti,bıraksak zavallı kediciği hırpalayacaktın... :)
BODRUM'DAN BABA-OĞUL MANZARALARI
Hafta sonu tatilin tadını sen çıkardın kuzuuuum.Otelde oturmak bilmedin,otelin maskotu oldun adeta.Turist kızların peşinde koştun durdun,özellikle de garson kıza bayıldın:)Onu her gördüğünde çığlıklar attın sevinçten.Çapkın senii:)Deniz suyu Bodrumda da soğuk olduğu için seni havuza soktuk ,çıkarana kadar da akla karayı seçtik.Havuzda deliler gibi eğlendin,baban seni bol bol yüzdürdü ve havuzda oyunlar oynattı.İyi ki seni de getirmiş baban,çok güzel vakit geçirdik seninle bebeğim.
HELAL OLSUN BEBEĞİM....
Geçtiğimiz hafta seni anneannen ve babanla birlikte bırakıp Bodrum'a gittim.Sensiz 5 gün öyle zor geçti ki bebeğim.İkimize de zor geldi bu ayrılık.Bu arada anne sütü serüvenimizde sona erdi,çünkü sen hiç birşey yemiyordun ve sürekli emmek istiyordun.Emmeyi bıraktıktan sonra iştahında ve uyku düzeninde gözle görülür bir değişim oldu.Artık daha düzenli yiyor ve geceleri düzenli uyuyorsun.Ama seninle bu en önemli duygusal bağımızın kopması gerçekten beni de üzdü bebeğim.Nasıl da mest oluyordun emerken.Annenin aksütü sana helal olsun kuzucum....
19 Ağustos 2008 Salı
YİĞİT KUZUSU YÜRÜME ÇALIŞMALARINDA....
Annecim yürüme işini iyice ilerlettin 1 haftaya kalmaz koşarsın artık.Geçtiğimiz hafta sonu Altınovadayken kesintisiz 14-15 adım yürüdün ama hala sürekli yürüme değil bu.Çünkü emeklemek senin için vazgeçilmez ve kolay:)Sanırım yürüdüğünde peşinden koşmak daha da zorlaşacak.
DENİZ MACERAMIZ...
Son 2 haftadır hafta sonları Altınova'daydık ve ilk defa denize girdin bebişim.Suyu çok sevmene rağmen sanırım denizin soğuk olması nedeniyle ilk hafta oldukça korktun,biz de seni kumun içine bıraktık.sen öyle sevdin ki kumla oynamayı yaklaşı 1 saat dünyayla bağlantın kesildi.Arada yemeyi de ihmal etmedin kumu.Kovalara doldurdun,boşalttın,havaya savurdun,tepeden tırnağa hatta bağırsaklarına kadar kum oldun adeta:)Bu hafta sonu deniz suyu biraz daha sıcak olduğundan denize de girdin bebeğim hem de sevinenek,yine kumla oynamayı ve yemeyi de ihmal etmedin.Nigar teyzenin oğulları Fatih ve Yağız'la da çok eğlendin.Gece 1'e kadar kahkahaların bitmek bilmedi.Deliler gibi dansettin,tepindin,hopladın,zıpladın.Kısacası çok eğlendin annecim.
31 Temmuz 2008 Perşembe
PÜSKÜÜT CANAVARI:)
29 Temmuz 2008 Salı
23 Temmuz 2008 Çarşamba
EMZİĞE VEDA....(16/07/2008)

Yiğit kuzusu annesinin yoğun isteği üzerine emziği unuttu gitti.Geçen hafta bugün bir baktım bizim emzik faresi emziğini dişlemiş,neredeyse koparmak üzere.Evde yedek bir emzik olmadığından ve de benim yenisini alma şansım olmadığından o gün emziği bırakmak zorunda kaldı kuzuuum...İlk 2 gün uyku saati geldiğinde yastığının ve koltukların altında dakikalarca emzik aradı meme meme diyerek....Bugün 1 hafta oldu emziği bırakalı,iyi de oldu aslında.Daha sonra çok zorlanacaktık çünkü...Yaşasın emziksiz hayat:)
15 Temmuz 2008 Salı
7 Temmuz 2008 Pazartesi
İLK TRAŞIN...
29 Haziran 2008 Pazar
ANKARA'YA YÜRÜYEREK GELDİM:)

Evet evet yanlış duymadınız,Ankara'ya yürüyerek geldi:)Yiğit kuzusu artık yürüyor.29 Haziran 2008 ilk adımlarını attın bebeğim...Arka arkaya 4-5 adım sadece ama bu bile yetti bizi mutlu etmeye.Herkes yaşını karşılayacak diyordu senin için,doğum gününe kadar yürüyemeyince biz de 2.yaşını karşılayacak diye dalga geçmiştik.Utandırdın bizi,geç de olsa yaşını karşıladın fındığım.Nasıl da mutlu oldun,yürümek ayrı bir zevk olsa gerek senin için.Şu an Ankara'dayız;babanın otel odasında.Sen uyuyosun yorgun ve bitkin bir şekilde.Babaysa işte...
İşte böyleeee.....
İşte böyleeee.....
19 Haziran 2008 Perşembe
1 YAŞINDASIN ARTIK....

Bebeğim bu ay 1 yaş kontrolün vardı.Son 2 ayda 300 gram almışsın ve 1 cm uzamışsın.Az da olsa buna da şükür,maşallah oğluma.Bu ay 2 tane aşı(kızamık-kıamıkçık-kabakulak ve su çiçeği) yaptı doktor amca,çok ağladın kıyamam.Yemek listene birsürü yiyecekler ekledi artık ama sen bu değişime pek kapalısın,yemekte zorlanıyorsun.Yaz meyvelerini severek yiyorsun özellikle de karpuz,çilek ve kirazı.Sütü ilk içtiğinde çok sevdiğini düşünmüştüm ama yanılmışım sana bir türlü sütü içiremiyoruz umarım zamanla seversin annecim.Rutin kan ve idrar tahlilini de yaptırdık.Bütün değerlerin normal çıktı sadece biraz kansızmışsın,o yüzden kan damlamıza devam ediyoruz.Bir yıl çok iyi geçti fıstığım umarım uzun bir ömür böyle geçer seninle.İYİ Kİ VARSIN BEBEĞİM...
BEBEĞİM BÜYÜDÜ DE DİŞLERİNİ FIRÇALIYOR
16 Haziran 2008 Pazartesi
11 Haziran 2008 Çarşamba
İYİ Kİ DOĞDUN,İYİ Kİ VARSIN MİNİK KUZUM...

Uzun zamandan beri yazamıyorum fındığım malum taşınma ve doğumgünü telaşı....Bu telaş ve koşturmaca arasında kuzum artık 1 yaşında.Ne çabuk geçiverdi zaman...Ağladı,güldü,gazını çıkardı,agu dedi,emekledi,baba dedi,sıraladı,anne dedi derken koskoca bir yıl geçivermiş bebekliğinin kokusunu alıp sana yepyeni şeyler katarak.
İşte bir yıl geçti...Bir yıl önce bu zamanlar yatağımda yatarken mışıl mışıl uyuyan seni izliyordum hayranlıkla.Hey gidi hey.Oğlum bugün ne istediğini anlatan,karnı acıktığında yemeğini,suyunu isteyen,kahkahalar atan,oyunlar oynayan,sevgisini,kızgınlığını,şaşkınlığını ve bunun gibi daha bir çok duygusunu gösteren koca bir adam.
İyiki doğdun bebeğim.Hayat sana tüm güzellikleri sunar inşallah...Mutlu,umutlu,sağlıklı,sevdiklerinle ve seni sevenlerle koskocaman bir ömür geçirirsin...
İyi ki varsın aşkım....
İşte bir yıl geçti...Bir yıl önce bu zamanlar yatağımda yatarken mışıl mışıl uyuyan seni izliyordum hayranlıkla.Hey gidi hey.Oğlum bugün ne istediğini anlatan,karnı acıktığında yemeğini,suyunu isteyen,kahkahalar atan,oyunlar oynayan,sevgisini,kızgınlığını,şaşkınlığını ve bunun gibi daha bir çok duygusunu gösteren koca bir adam.
İyiki doğdun bebeğim.Hayat sana tüm güzellikleri sunar inşallah...Mutlu,umutlu,sağlıklı,sevdiklerinle ve seni sevenlerle koskocaman bir ömür geçirirsin...
İyi ki varsın aşkım....
25 Mayıs 2008 Pazar
PARK MACERALARIMIZ BAŞLADI....
SÜPER BABY :)
11 Mayıs 2008 Pazar
BUGÜN ANNELER GÜNÜ.EN GÜZEL HEDİYESİN SEN....
Sevgili Anneciğim,Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... ... Ve insan, zamanın nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor. Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların 'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı... Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin. Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım.
Sevginle donandım... Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...
Söyleyemedim sana... 'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye... Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden; 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.
Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... ...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...
Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.
Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi... Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri... Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum. Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu; yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor.
...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitaplarıkaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.
O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun?'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......
Can Dündar
Sevginle donandım... Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...
Söyleyemedim sana... 'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye... Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden; 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.
Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... ...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...
Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.
Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi... Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri... Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum. Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu; yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor.
...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitaplarıkaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.
O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun?'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......
Can Dündar
20 Nisan 2008 Pazar
ÇOK SİNİRLİYİM....
Minik kuzu içinden canavar çıktı bu aralar.Çok huysuzsun çooookkk.....Sebebi ne bir bilsek.Yemek yemiyorsun,uyumuyorsun,bir dakika yerinde durmuyorsun.Gecenin 1'inde 2'sinde arabayla sokaklarda dolaşarak uyutuyoruz ya da çarşafta sallıyoruz.Gece defalarca uyanıyor,bir o tarafa bir bu tarafa dönüp duruyorsun.Bu huysuzlukların umarım diştendir bebeğim...Alttaki iki dişin kocaman oldu,üstteki üç dişinde çıktı,kimbilir nasıl canın yanıyor pamuğum.Tez zamanda biter umarım sıkıntıların...
1 Nisan 2008 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







.jpg)














