20 Şubat 2009 Cuma

ŞİMDİ TAM ERKEK OLDU:)


İki gün önce annemi aradığımda Yiğit'in dedesiyle birlikte saçlarını kestirmeye gittiklerini söyledi.Ben oğluma çok güveniyordum,kesin ağlayacaktı,saçlarını kestirtmeyecekti ve apar topar eve döneceklerdi.Ama yanılmıştım.Az sonra annem aradı: "Yiğit tam erkek oldu annesi" :) Koltukta hiç sesini çıkarmadan oturmuş,başını öne eğmiş ve gözlerini kapatmış bizim kuzunun anlattığına göre.Eve geldiğinde ise aynanın önünden alamamışlar bizimkini.Bir sağdan bakıyormuş kendine,bir soldan.Kendine şaşırmış bu haline. Okuldan eve gitmek için daha bir sabırsızlandım o gün,eve girdiğimde uyuyan kuzuma şöyle bir baktım,evet oğlum tam erkek olmuştu:) Saçları bebekliğini de alıp götürmüştü yanında. Üzülmedim dersem yalan olur,kıyamadım giden saçlarına.Sapsarıydı,kıvır kıvırdı,uzundu...

12 Şubat 2009 Perşembe

AYDEDE ÇIK HAYATIMIZDAN:)


İki hafta önceydi.Bana ayakkabı almak için gittiğimiz mağazadan eşime ayakkabısı için taban alıp eve döndük.Ayakkabısına bir numara büyük gelen tabandan kestiği küçücük parça yere düştü.Babasını dikkatle izleyen yer cücesi sevinç naraları atmaya başladı birden.AYDEDEEE!!! AYDEDEEE!işte o günen beri hayatımızda aydede.Onunla yatıp onunla kalkar olduk günlerdir.Geceleri kabusumuz oldu.Uykulardan uyandık aydede çığlıklarıyla.Koca yatakta kaybettik o küçücük aydedeyi,dakikalarca aradık,ağladık,bulmadan uyuyamadık.O küçücük avucuna sabaha kadar sığdırdığı aydedeyi uyandığında avcunda görünce de koskoca mutluluklar yaşadık.Ama aydede benim kabusum oldu artık.İki hafta sonunda o lastik parçasını odasında fosforlu ay ve yıldızlardan oluşturduğumuz gökyüzüne astık onun da rızasıyla.Sabah oldu,uyandığımızda aydede artık yoktu hayatımızda.(gece yerçekimine daha fazla direnemeyip yatağının arkasına düşmüştü ve almak pek de mümkün değildi.)Aydedesiz iki gece geçirdik,ama ne gece.Dakikalarca ağladı,ağladı...Yine de unutmadı.Zaten sinir harbine dönüşen uyku saatlerimiz aydede sayesinde daha da çıkmaza girdi.

Offff....Ne unutturmaya gönlüm razı oluyor aydedeyi,ne de hayatımıza yeniden sokmaya cesaret edebiliyorum.Ne yapmalı şimdi?Annecim vazgeçsen artık şu AYDEDEDEN...



10 Şubat 2009 Salı

HAMURDAN MUTlULUKLAR...











Son zamanlarda bizim ev ahalisini bir oyun hamuru merakı sardı ki sormayın gitsin.Yiğit'ten çok biz oynuyoruz,özelikle sevgili babamızın en büyük zevklerinden birisi haline geldi.Az önce çay servisi yaptı bana,yanında iki küp şekeriyle:)



Ardından bir tabak da biber dolması.Hımmmm...Tadından yenmez:)

TATİL BİTTİ...







Yine yoktum uzun zamandır. Tatilde yazarım dedim,yine yazamadım. Onbeş gün ne çabuk geçti yine. Uyuduk,uyandık,bitti…
Geçen iki haftada bol bol resim yaptık. Hem kuru,hem sulu. Oyun hamuru oynadık,havanın da güzelliğini fırsat bilerek hergün dışarı çıkıp temiz hava aldık,yine yemek yemedik,rahat bir uyku uyumadık.
Uyku sorunumuza çare bulduk sandık,bulamadık. Son on gündür kendi yatağında uyumasına rağmen gece 3-5 defa ağlayarak uyanıp,tekrar yatmak istemiyor kuzucuk. Benim de yanında yatmamı istiyor,ben de sırf o yatağına alışsın diye o küçücük yatakta iki büklüm sabahlıyorum.Sabırla iki yaşını bekliyorum biter diye,geçer diye bu uykusuzluk

26 Ocak 2009 Pazartesi

BALONCUKLAR GÖKYÜZÜNDE...




Dün seninle havanın soğuk olmasına rağmen,soğuk hasta etmez mikrop hasta eder mantığıyla balkona çıkıp baloncuk oyunu oynadık bebeğim.O kadar eğlendik ki,kelimelerle anlatmak mümkün değil.Ben baloncuk yaptım,sen zevkle,kahkahalarla patlattın.Patlatamadıklarının arkasından da bay bay yapıp sonsuzluğa uğurladın.Seni balkondan içeri sokmak da pek kolay olmadı tabi.

24 Ocak 2009 Cumartesi

YENİ KELİMELER

Son günlerde konuşma işini oldukça ilerlettin kuzucum,hatta o kadar ilerlettin ki ;kelimelere yeni yorumlar getirdin,bambaşa bir hal aldı zavallı kelimeler:) Aslında o kadar çok ki kullandığın kelimeler,hepsini akılda tutup,geleceğe not düşmek neredeyse imkansız.Bunlar aklımda kalan birkaç komik kelimecik:

pişapişi: çamaşır (buna çok gülüyorum yaaa,çamaşırla pek alakası yok ama :) son günlerde kirli çamaşırları makineye atmak ve yıkanmış temiz çamaşırları makineden çıkarmak çok hoşuna gidiyor.Hatta bizim yatağın üzerinde gördüğün temiz giysiler bile kendini bir anda çamaşır makinesinde bulabiliyor. )
pennii: peynir (sevmediğin ve yemediğin halde kahvaltıda gördüğün zaman adını söylemeyi biliyorsun)
iti:iki
pii: pil
ba ba çe: gece bahçesi ( ben buna da çok gülüyorum,TRT Çocukta yayınlanan bir program gece bahçesi,severek izliyorsun,günün olmayacak saatlerinde "ba ba çe aç"deyip dolanıyorsun.
bebi: bebek
babacı: baloncuk (bu aralar kelimelere değişik yorumlar katıyorsun,biz de mutlu oluyoruz işte:)
çırlı: çizgi film demek:)
oynuuu: oynuyorum
oyuncu:oyuncak
kokuuu: korktum

İŞTE BAŞ BAŞAYIZ:)

İşte tatil başladı.Bu tatil hem sana hem bana iyi gelecek,özlemlerimiz giderilecek..Sıkılmıştım,bir o kadar da yorulmuştum.Her gün seni bırakıp gitmek,yaşadıklarına büyümene tanık olamamak daha da zor gelmeye başlamıştı,tatilin tam zamanıydı işte.
Bu tatil en çok da sana yaracak. Uzun süredir uykuya karşı bir tepki geliştirdin, gün boyunca hiç uyumayıp gece de zorlamalarımızla uyuyorsun. Sanırım bunun sebebi anne devamlılığını henüz kazanamamış olman,annenin ve babanın seni bırakıp bir daha gelmeyeceği korkusu… Nerede hata yaptık bilmiyorum. Oysa bebekliğinden beri seninle vedalaştık giderken ve yine döneceğimizi anlattık pedagoglarında söylediği gibi. Döneceğimize inandırdığımızı zannettik demek ki! Sanırım bu yüzden uyumak istemiyorsun, uyuduğunda etrafındaki insanların seni bırakıp gideceğini düşünüyorsun. Bu soruna en yakın zamanda bir çözüm bulmak gerek, ama nasıl?

19 Ocak 2009 Pazartesi

GÜZEL BİR HİKAYE...

Uykusunun baldan tatlı olduğu sabahlarda , melek öpüşlerle uyandırılmaz olur .. Anne bağırır : "Çabuk ol , servisi kaçıracaksın !" Baba kükrer : "Ne yatmasını biliyorsun , ne kalkmasını !"Sabahları güneşin doğuşunu bilmez çocuk . Hiç aydınlanmadan kalkar içi .. Taze bir sabah , bayat bir günün devamıdır çok zaman . Her sabah adına yuva denen , adına kreş denen o yere bırakılır . Başkalarının annesinde , kendi annesinin hasretini çeker gün boyu . Sabahın köründe "benim annem ne zaman gelecek" diye gözyaşları çeker solgun yüzüne dizi dizi . Akşam ne uzundur . Yuva nice gürültülü . Sevgilerini konuşurlar efkarlı saatlerde ."Benim babam beni çok seviyor .""Hayır , benim babam beni daha çok seviyor .""Hadi oradan , beni hem babam hem annem daha çok seviyor ."Başkalarının babası kendi çocuklarını çok severse , sanki kendi babalarının sevgisi azalacakmış gibi kavga ederler . En çok sevilen olmaktır tutkuları . Her pazartesi ne kadar sevildiklerini n ispatını yapmaya koyulurlar . Pazartesileri hep böyle geçer . Herkes kendi babasının en sevgili baba olduğunu ispat etmeye çalışır . Öteki çocuklar yeni sevgi ispatlarını ortaya koydukça içini bir ürperti kaplar . Başkalarının babası çocuklarını daha çok mu seviyordur acaba ? O reklam gelir aklına . Kahrolası reklam . "Evinizi seviyorsunuz , arabanızı seviyorsunuz ... Beni sevmiyor musunuz ?"İnanmak üzeredir onu sevmediklerine . Arka koltuğa gazoz döktü diye ne çok bağırmıştı babası . Ama olsun , arkadaşlarına bunu anlatmazsa eğer , babasının arabasını kendisinden çok sevdiğini nereden bilecekler . Keşke her Pazartesi en sevilen evlat oyununu oynamak zorunda kalmasaydı . Bunun için Pazartesileri hep hasta numarası yapması . Uyanamaması . En sevilen çocuk olmak yarışması , bilseniz ne kadar zor diyebilse bir gün , her şey ne kadar kolay olacak . Oyunu değiştirebilirdi . Bu oyunun mağlubu olduğunu arkadaşları öğrenecek diye her Pazartesi karanlık bir kuyu olmazdı o zaman . Herkesin annesinin ve babasının ne kadar iyi anne baba olduğu , çünkü onlara ne çok pahalı oyuncak aldıklarının konuşuldukları bir sıra "beni anneannem çok sever" diye bağırıverdi ."Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu ?""Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum ."Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu . Annesi telefonu , babası arabayı seviyordu . Her şey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda . Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu . Nerelere gitsindi ? Annesi kapattı telefonu . Mutfaktan tencere kaşık sesleri geliyordu . Koşarak yanına gitti ."Sana yardım edeyim mi ?" dedi , en sevimli halini takınarak . Annesi manalı manalı baktı ."Hayırdır . Bir yaramazlık filan . Bak bir de seninle uğraşmayayım. Çok yorgunum zaten ."Yorgunluk nasıl bir şeydi . Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır "Nasıl yorulmuş yavrucak . Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni" diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi . Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer , ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu ."Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın . Anneannem öyle söylüyor .""Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın . Yorgunluktan ölüyorum ." Bu kelimeden nefret ediyordu . Yorgunum . Yorgun olduğumdan . Böyle yorgun yorgunken ..."Anneciğim sen yorulma diye...""Yemekte konuşuruz çocuğum . Bankada işler yetişmedi . Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım . Hadi sen oyna biraz .""Hani siz yoruluyorsunuz ya ...""Eeee ....""Ben de oynamaktan yoruluyorum .""Ne yapayım ?""Bilmem ..."Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler , yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı . Işıklar söndü birden . Annesi öfkeyle söylenmeye başladı . "Mum da yok" diye diye karıştırdı dolapları el yordamı . Çocuk sırtüstü yatıp anneannesinin köyünü düşündü . Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını . Deli tavşanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne . Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı . "Bak deli tavşan" diyerek parmaklarını oynattı . Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı . Tavşan alabildiğine hür dolaştı sağda solda . Otlarla kuşlarla konuştu . Sonra yorgun düştü . Duvardaki görüntü o minik avuçların açılmasıyla kayboldu . Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı .Neden sonra ışıklar geldi . Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti birden . Kanepeye koştu . Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı . Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek . Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini . Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu . Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına ;"İşin bitince beni sever misin anne ?" dedi .Kadın , sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı .

8 Ocak 2009 Perşembe

YİĞİT'TEN İNCİLER:)

Anne: Yiğiiiiiiit!!!!! Sen kaç yaşındasın annecim?
Yiğit: üççç....
Anne:Üç olmaaaaz....
Yiğit: biiiiir
Anne:Olmaaaaz anecim...
Yiğit: olduuu :)))
Anne: Olmaaaaz...
Yiğit: Olduu... Olduuu....

4 Ocak 2009 Pazar

GELDİN YA!

Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...
Ümit Yaşar OĞUZCAN

YAĞMUR YAĞIYOR...







Dışarıda yağmur yağıyor...Benim canım sıkılıyor...Yalnızız anne-oğul.Sen oyuncağına dalmış,ben ise bilgisayar başında...Defalarca takıp boşaltıyorsun,takıp boşaltıyorsun.Takman gereken 15 parça bitince sen de başmda bitiyorsun.Anneee aççç...Açıyorum ama takman 2 dakikanı almıyor.Yine başımdasın:Anneeeeeeeee aççççç.Sonra yalnız oynamaktan sıkılıp :"Anneee oynuuu." Diyerek beni oyuna çağırıyorsun.Beraber oynuyoruz bir süredeBu böyle dakikalarca sürüp gidiyor.Ta ki sen sıkılıp oyuncak değiştirmek isteyene kadar.İşte o vakitte geldi"anne kalk.Gütü."Oyuncak değiştirme vakti geldi.Odaya gidiyoruz.Bir süre düşünüyoruz acaba hangisini alsak diye.Beğendiğin 2 tanesini alıp odaya geri dönüyoruz.Başlıyor yine bir telaş.Bul,tak,çıkar,sırala.....Gece uzun,oynamak lazım tabi.....
Bunun dışında yazı yazmak,resim yapmak eskiye göre çok daha fazla ilgini çekiyor,bir kalem tutuşun var ki,görülmeye değer,onu en yakın zamanda fotoğraflayıp bloğa koymalı.Düz çizgiler çizebiliorsun henüz,daha yuvarlak çizgilere geçmedin.Çizdiğin her çizgiyi ise bir nesneye benzetiyorsun.Kuş,tavşiii,avaba,miyavvv....Bu arada bir çok hayvanı tanıyor ve çıkardığı sesleri de çıkarabiliyorsun.
kedi:miyaaaavvv
köpek:havvvv havvv
ördek: vag vag
kuzu:meee
inek:moooo
kuş:cik cik
balık:bir sesi olmadığı için ağzını balık gibi yapıyorsun.

Babanla Kipaya gittiğimizde 3 yeni oyuncak aldık sana.100e yakın parçadan oluşan ahşap geometrik şekiller,Aktivite küpü ve rakamları tanıtan ahşap puzzle.Hepsine de ayrı ayrı bayıldın,saatlerce oynadın başından kalkmadan.Bu ara renk ve sayıları kavratmaya çalışıyorum.Yavaş yavaş tanımaya ve ayırt etmeye başlıyorsun.Oynamaktan ve yapmaktan hoşlandığın diğer bir aktivite ise oyun hamuru.Baban sana oyun hamurundan hayvanlar yapıyor,sen de sevine sevine bozuyorsun,küçücük parçalara ayırıyorsun hamurdan hayvanları.

Bu arada oyucak değiştirme vakti geldi."anne,kalk,gütüü."Şu yarım saatin içinde değiştirdiğimiz kaçıncı oyuncak sayamadım.Odanın oyuncakçı dükkanı olduğunu düşünürsek zor bir gece beni bekliyor:)

19 Aralık 2008 Cuma

YENİ KELİMELER




düçtü: düştü
avuç: havuç
tavşiii: tavşan
iya: Ziya
adede: aydede
avaba: araba
vurdu: vurdu

ayi: ayı
bop: top

anca: amca
Amede: Ahmet dede
faalle: fasulye
oyna: oyna
tüsttü: küstü
otu: otur
mamin: maymun
mami: mavi
gütü:götür
bindiii:bindim


13 Aralık 2008 Cumartesi

BAYRAM MUTLULUĞU...







Bayramın ilk günü büyük dede,büyük anneanne,Ahmet dede ve babaanne bize kahvaltıya geldi.Kahvaltımızı yaptıktan sonra büyük dedelerin evive gittik kurban kesimi için.Bu en çok da sana yaradı.Bütün gününü Maviş'le geçirdin böylelikle.Saatlerce oynadın zavallı kuşla.

NİCE MUTLU BAYRAMLARA....

















Bir bayram daha geçti işte böyle....Mutlulukla,sevinçle,umutla,paylaşımlarla.Daha bir çok bayramı böyle ve her günü bayram tadıyla geçirmek umuduyla...

Kurban bayramı sayesinde adını bildiğin ama aslını bilmediğin kuzuyla da tanıştın .O artık "meee". :)

30 Kasım 2008 Pazar

MUTLULUK...


Oyuncak dolabına oyuncaklarını belli bir düzenle yerleştirdikten sonra oyuncaklarınla oynamak senin için daha zevkli hale geldi.Bu düzen sayesinde oyuncaklarını topladıktan sonra yenisini almayı da öğrendin.Oynadığın oyuncaktan sıkılınca elinle bir yapıp bir tane oyuncak alacağını anlatıyor ve elindeki oyuncağı bırakıp yenisini seçiyorsun.Eğer sana istemediğin oyuncağı verirsek de "koy koy"ya da "kaldı" diyerek başka br oyuncak almak istediğini anlatıyorsun.

YENİ KELİMELER...

Kullandığın kelime sayısı elliyi geçti.
Kelime hazineme eklediğim son kelimeler:
indi: indir
kaldı: kaldır
emma:alma
giydi:giydir
ammu:armut
koy: koy
tii: bitti
tata: tahta
aabaa: araba
hadi: hadi
kalk: kalk
götü: götür
tak: tak
hasta:hasta
akka: attı
kaka: kaka
çis:çiş
pis:pis
(Yiğit son 2-3 gündür öğlen uykusundan "çiss" diyerek uyanıyormuş.Anneannesi de onu tuvalete götürüp çişini yaptırıyormuş.Bu bizim için büyük bir gelişme.)

Ayrıca artık birkaç hayvanın çıkardığı sesleri de taklit ediyorsun.
köpek:hav hav
kedi:miyavvv miyavvvv
kuzu:meeee
inek:moooo

Yiğit'le aramızda geçen bir diyalog:
Yiğit oyuncağının kapağını açamaz.
Yiğit: -açç...
Anne:????(umursamaz bir tavırla sağa sola bakar.)
Yiğit: -aaaaçççç....
Anne:????(umursamamaya devam eder.)
Yiğit:(Annesinin üzerine alınmasını sağlamak için hitab ederek)Anneee aaaççççç.....
Anne:??? (anne hala oralı değil.)
Yİiğit:-Anneeee aaççççç...
Anne:???
Yiğit:(Artık sinirlenmiştir.)-Anneee aççç hadiiii....Anneee aççç hadiiii....
Anne:Kahkahalara güler:) :) :)

24 Kasım 2008 Pazartesi

YARATTIĞIN YARATIK:) PATATES KAFA







Son zamanlarda oynadığın oyuncaklarından bir tanesi de patates kafa...İlk başlarda patates kafayı hep bizim oluşturmamızı beklerdin.Bir gün oturdun kendin yapmaya başladın ve patates kafayı baştan yarattın.İşte yaratık patatesimiz:)

16 Kasım 2008 Pazar

İYİ Kİ DOĞDUN BABACIM:)




Dün babanın doğumgünüydü.Dışarda yemek yedikten sonra pasta alıp eve geldik.Bu en çok senin hoşuna gitti,inanılmaz eğlendin.Özellikle de mumları puııh puıhh puııhhhhh diye üflerken:)
Canııımmm doğum günün kutlu olsun,birlikte nice mutlu yıllara inşallah.Hayatın boyunca hayalini kurduğun,keşke dediğin tüm güzellikler seninle olur umarım.İyi ki doğdun ,iyi ki varsın bitanem...

TRAKTÖR SEVDASI

Geçtiğimiz hafta sonu İpek ablanın düğünü için köydeydik.Sen bir ara ortadan kayboldun.Biri seni alıp komşunun traktörüne bidirmiş,sen tabi zevkten dört köşe.O gün seni komşunun evinden geri getiremedik,sürekli traktöre binmek istedin.

15 Kasım 2008 Cumartesi

ANLATMALI SENİ....























Dikkat ettim de uzun süredir bloğa resim koymaktan başka birşey yaptığım yok.Hayatın peşinde hızla süren koşturmacann içersinde sana ayrılan vakit de azalıyor ister istemez.Ama daha çok anlatmalı seni;SANA.....Bir gün okuyacaksan yazdıklarımı,daha çok şey bilmelisin hatırlayamayacağın yıllarından....

Nerden başlamalı bilmiyorum seni yeniden anlatmaya.O kadar çok şey birikti ki aslında..
Büyüdükçe inanılmaz tatlı,eğlenceli,bir o kadar güzel ve bir o kadar da akıl küpü oluyorsun.Her söylediğimizi anlıyorsun ama işine gelenleri uyguluyor işine gelmeyeni kulak arkası ediyor,dönüp gidiyorsun.Genel anlamda oldukça akıllı bir çocuksun ama bir okadar da hareketli.Gününün tamamını ayakta,hep bir koşturmaca içinde geçiriyorsun desek sana haksızlık etmeyiz herhalde.Babanla kendimize ve birbirimize günde hiç olmazsa 3-5 kere sorduğumuz bir soru:"Hiç yorulmaz mı bu çocuk?Hiç oturmaz mı?"Her seferinde kendimizden ve karşımızdan aldığımız yanıt ise: "HAYIIIIIR"
Sabah kalkar kalkmaz ilk işin evi kontrol etmek oluyormuş anneannenin dediine göre.Acaba evde kim var kim yok,kim gitti kim kaldı diye.Her zaman aynı hazin son:Ellerini iki yana açıp "yok kimse ,hepsi gitmiş"dercesine sonlanırmış bu gezinti.
Daha sonra kahvaltı faslı:Kahvaltının hazırlanıp önüne koyulması ya da yedirilmesi konusunda oldukça sabırsızsın,uzuuuun bir gecenin,uzuuuun bir açlığın ardından midenin bayram edeceği an...Yaşasın!!!Aslında yediklerin sıradan şeyler.Tarhana çorbası,kaşarlı omlet,patatesli kaşarlı omlet ve krep dönüşümlü olarak.Yanında salatalık olmazsa olmaz,olursa ıhlamur çayı olmazsa süt.Hem de ayladır aynı menü.Bıkmaman şaşırtıcı.Artık kahvaltının üstüne birkaç parça da ceviz ekledik menüye,severek yiyorsun.Yarasın bebeğime.
Tıka basa yapılan bir kahvaltıdan sonra maraton başlıyor,başlıyor koşturmaca.Bütün gün işin çekmece kurcalamak,dolap boşaltmak,özellikle oyuncakların için yaptırdığımız dolaptan sonra oyuncaklarını bir odadan diğerine taşımak,onlarla oynamak,anneannni peşinde koşturmak,ona her dediğini yaptırmak.Aslında anneannenin her isteğini yerine getirmesi de ne kadar iyi bilmiyorum ama anneanne yüreği işte söz geçiremiyorum.Akşamları geldiğimizde bizim "hayır"larla karşılaşınca bu defa da ağlıyorsu her isteğini bize de yaptırmak için.Şimdi de bunu alışkanlık haline getirdin,hatta yapmadığımızda özellikle bana vuruyor,saçımı çekiyorsun.Ben de sana kızıp küstüğümde hemen hatanı anlayıp kendini affettirmekiçin olmadık şirinlikler yapıyor beni öpücüklere boğuyorsun.Ardından mutlu son:Ben affediyorum ve saılıp koklaşıyoruz...

6 Kasım 2008 Perşembe

İŞTE İLK ESERİN:)


İLK PARMAK BOYASI ETKİNLİĞİMİZ







Geçtiğimiz günlerde masana bir kağıt ve kırmızı renkte parmak boyası koydum ve ne yapman gerektiğini örnek olarak gösterdim.Sen de anında kavrayıp kağıdı parmaklarınla boyamaya başladın.Ama boyanın rengi ilgini daha çok çekmiş olsa gerek,bir de tadına bakmak istedin,dayanamayıp parmağını yaladın.Tadı kötü olsa gerek,bir daha da denemedin.Kağıdı boyaaya devam ettin,boyadan yüzünde nasibini aldı tabi.Ama sen çok eğlendin,o kadar kirlenmeye değdi doğrusu:)KİRLENMEK GÜZELDİR.....

YİĞİT-SELOCAN AŞKI:)




Hafta sonu Kipa gezintimizde ; televizyonda bayıla bayıla izlediği senlocanları Türkcell bayisinin camında o kadar yakından görünce dayanamayıp öptün hem de çığlıklar atarak...