16 Mayıs 2009 Cumartesi

YİĞİT'TEN İNCİLER...







Ben: Annecim tuvalete çiş yapalım mı?
Yiğit: Olmasss..
Ben:Ama abi tuvalete yapıyor.
Yiğit:Erken dahaa... :)


Eşleştirme oyunu oynarken:
Yiğit:Domus nedesiiin?Bulduuuum.Budasın:)
Az sonra;

Ben:Hadi topla oyuncakları oynamıyorsan annecim.
Yiğit:Öffff yaaaaaa....
Ben:Annecim inek bize ne veriyor?
Yiğit: Süüüüüüüüt veriyoo
Ben: Peki biz sütü ne yapıyoruz?
Yiğit:İçiyos.
Ben:Annecim tavuk bize ne veriyor?
Yiğit: Yuurtaa veriyo.
Ben:Peki yumurtayı ne yapıyoruz
Yiğit:Omlet yapıyos,yiyos.
Ben:Annecim kuzu bize ne veriyor?
Yiğit:Kuzu et veriyoo.
Ben:Peki eti ne yapıyoruz?
Yiğit:Köfte yapıyos. :))))))))

15 Mayıs 2009 Cuma

ANLIYORUM BÜYÜDÜĞÜNÜ.....








Sorduğumuz her soruya bir cevap buluşundan;
Her sabah babanı ve beni canıııım diye uyandırmandan;
Her kelimeyi,tam yerine cuk oturtmandan;
Bana " Şeni Şeyoooom" demenden;
20'ye kadar soluksuz saymandan;
Kendi ayakkabıların yerine bizim terliklerimizi giymek istemenden;
Her sabah yaşanılan ayrılık sahnelerinin sana daha zor gelmesinden:
Ve işten her dönüşümüzde yaşadığın mutluluğun gün geçtikçe kat kat artmasından;
......................................



19 Nisan 2009 Pazar

BAHAR GELDİ MEMLEKETİME...




Son iki haftadır hava çok güzel burda.Biz de bunu fırsat bilerek hafta sonlarımızı açık mekanlarda geçirdik.Geçen hafta pikniğe,bu hafta Gümüldür'eydi gezimiz.Yiğit inanılmaz mutluydu,çimlerde koştu,zıpladı,top oynadı,mangal yaktı,et pişirdi,taş attı uzaklara,ağaca çıktı,tanımadığı insanlardan arkadaş yaptı kendine,karnını doyurdu sevimliliğiyle,kedileri sevdi,yemek verdi,kızınca kovaladı,çiçek topladı,denizi gördü,ayakkabılarına kum doldurdu,hopladı,zıpladı.....Dolu dolu yaşadı.....

YaZıSıZ.....











15 Nisan 2009 Çarşamba

İZİNDEYİZ ATAM....


Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk20 Ekim 1927

5 Nisan 2009 Pazar

DÜNDEN BUGÜNE....

Fotoğraf teyzeden.
Teşekkürler....(üstüne bir tık)

30 Mart 2009 Pazartesi

29 Mart 2009 Pazar

OYNUYORUZ,ÖĞRENİYORUZ.




Yeni bir oyun yarattık aldığımız yeni oyuncakla."Eşini bul."oyunu.Aslında hafıza kartı aldığımız,ama yaşına uygun olmadığı için biz onu değiştirip "Eşini bul." oyununa çevirdik.Çok da iyi ettik.Yaklaşık yarım saat oynadık başından kalkmadan.Yiğit verdiğim ilk örnekten sonra benim verdiğim yönergelerle 20 hayvanın adını tek tek söyleyip eşini buldu,buldukça mutlu oldu,buldukça alkışladı,buldukça kahkahalar attı.

19 Mart 2009 Perşembe

BOŞŞŞŞ....






—Annecim suyunu iç.
—Boşşşş…

—Tolga’yla parkta oynadın mı kuzucum?
—Koga boşşşş….

—Hadi annecim uyku zamanı .Aydedeye bay bay yapalım.
—Aydede boşşş….
(Boşşş Yiğitçede yok demek.)


ŞİMDİ YİĞİT BOŞŞŞ, HAYAT BOŞ!!!

Yiğit anneannesiyle Manisa’ya gitti.Özledim….

7 Mart 2009 Cumartesi

YENİ KELİMELER...

Çok oldular,hangi birini yazmalı şimdi.
çocik: çocuk
ada : adam
tize: teyze
Ammet Ahmet
Ayi: Ali
ayak: ayak
bacak: bacak
karnii: karnım
aciii: acıyor
iil: el
kaşik: kaşık
çaçal: çatal
üçce: üçgen
yagak: yuvarlak
kae: kare
badık: balık
kalç: kalp
göj: göz
pebe: pembe
yami:
şil: yeşil
yami: mavi
babade: babaanne
odada: odada
ödek: ördek
akeliii: aferin
karşi: karşı
kotuk: koltuk

yattık: yastık
paa: para

parnak: parmak
hüt:süt

5 Mart 2009 Perşembe

O BÜYÜYOR,BİZ ŞAŞIRIYORUZ.


Büyüyor…Ben ise şaşırmakla kalıyorum sadece.Koca bir adam oluveriyorsun gözümde sergilediklerinle.
İki gün önce babanla markete gidiyorduk,hasta olmana rağmen sana da değişiklik olsun diye,seni de götürmeye karar verdik. Baban ayakkabılarını giydirdi,ben de seni alıp dış kapının önüne koydum. Hemen bir telaşla yerde duran ayakkabı süngerini aldın,her iki ayakkabının da tozunu silip süngeri yerine koydun. Sanki yıllardır ayakkabılarının tozunu siler gibiydin.Oysa sadece o sabah görmüştün beni ayakkabılarımı silerken. Şaşırdık.Birbirimize bakıp güldük.
Son günlerde Baby Einstein CDleri ilgini daha çok çeker oldu. CD lerin bir bölümünde İngilizce kelimeler resimleriyle birlikte söyleniyor ve görüntünün yanında bir bayan Duymayanlar için işaret diliyle o kelimeleri anlatıyor.Bizim yer cücesi burada geçen yaklaşık 10 ingilizce kelimeyi,görür görmez telafuz edip,hareketlerini de yapıyor.Kiçin(kitchen),kap(cup),bol(bowl),çeer(chair),tebıl(table)…Biz şaşırıyoruz.Dün dilimlenmiş armutunu yiyordun.Baban sordu: Kaç tane armutun var? Senden klasik bir cevap:Üç!!!! Baba:Üç değil.Say bakalım.Saymaya başladın. Bi,ti,üç,döt,beş,akı,di,siis,doos,ooooooon…Bütün aile göz göze geldik.Şaşırdık...

2 Mart 2009 Pazartesi

HAYVANLAR ALEMİ

















Hafta sonu Sasalı'daki doğal yaşam parkındaydık.Yiğit kuzusu adını bildiği,sadece resimlerini gördüğü birçok hayanla tanışma fırsatı buldu.Fiii,vavak,mee,at,tavşii,hav.....Ama hastalığı sebebiyle pek de ilgisini çekmedi.Son dört gündür hasta,hem de ne hastalık.40 dereceyi gören ateşle.İki gün süren ateşin ardından şimdi de kuvvetli ve geçmek bilmeyen bir öksürük.En yakın zamanda geçer umarım.

20 Şubat 2009 Cuma

ŞİMDİ TAM ERKEK OLDU:)


İki gün önce annemi aradığımda Yiğit'in dedesiyle birlikte saçlarını kestirmeye gittiklerini söyledi.Ben oğluma çok güveniyordum,kesin ağlayacaktı,saçlarını kestirtmeyecekti ve apar topar eve döneceklerdi.Ama yanılmıştım.Az sonra annem aradı: "Yiğit tam erkek oldu annesi" :) Koltukta hiç sesini çıkarmadan oturmuş,başını öne eğmiş ve gözlerini kapatmış bizim kuzunun anlattığına göre.Eve geldiğinde ise aynanın önünden alamamışlar bizimkini.Bir sağdan bakıyormuş kendine,bir soldan.Kendine şaşırmış bu haline. Okuldan eve gitmek için daha bir sabırsızlandım o gün,eve girdiğimde uyuyan kuzuma şöyle bir baktım,evet oğlum tam erkek olmuştu:) Saçları bebekliğini de alıp götürmüştü yanında. Üzülmedim dersem yalan olur,kıyamadım giden saçlarına.Sapsarıydı,kıvır kıvırdı,uzundu...

12 Şubat 2009 Perşembe

AYDEDE ÇIK HAYATIMIZDAN:)


İki hafta önceydi.Bana ayakkabı almak için gittiğimiz mağazadan eşime ayakkabısı için taban alıp eve döndük.Ayakkabısına bir numara büyük gelen tabandan kestiği küçücük parça yere düştü.Babasını dikkatle izleyen yer cücesi sevinç naraları atmaya başladı birden.AYDEDEEE!!! AYDEDEEE!işte o günen beri hayatımızda aydede.Onunla yatıp onunla kalkar olduk günlerdir.Geceleri kabusumuz oldu.Uykulardan uyandık aydede çığlıklarıyla.Koca yatakta kaybettik o küçücük aydedeyi,dakikalarca aradık,ağladık,bulmadan uyuyamadık.O küçücük avucuna sabaha kadar sığdırdığı aydedeyi uyandığında avcunda görünce de koskoca mutluluklar yaşadık.Ama aydede benim kabusum oldu artık.İki hafta sonunda o lastik parçasını odasında fosforlu ay ve yıldızlardan oluşturduğumuz gökyüzüne astık onun da rızasıyla.Sabah oldu,uyandığımızda aydede artık yoktu hayatımızda.(gece yerçekimine daha fazla direnemeyip yatağının arkasına düşmüştü ve almak pek de mümkün değildi.)Aydedesiz iki gece geçirdik,ama ne gece.Dakikalarca ağladı,ağladı...Yine de unutmadı.Zaten sinir harbine dönüşen uyku saatlerimiz aydede sayesinde daha da çıkmaza girdi.

Offff....Ne unutturmaya gönlüm razı oluyor aydedeyi,ne de hayatımıza yeniden sokmaya cesaret edebiliyorum.Ne yapmalı şimdi?Annecim vazgeçsen artık şu AYDEDEDEN...



10 Şubat 2009 Salı

HAMURDAN MUTlULUKLAR...











Son zamanlarda bizim ev ahalisini bir oyun hamuru merakı sardı ki sormayın gitsin.Yiğit'ten çok biz oynuyoruz,özelikle sevgili babamızın en büyük zevklerinden birisi haline geldi.Az önce çay servisi yaptı bana,yanında iki küp şekeriyle:)



Ardından bir tabak da biber dolması.Hımmmm...Tadından yenmez:)

TATİL BİTTİ...







Yine yoktum uzun zamandır. Tatilde yazarım dedim,yine yazamadım. Onbeş gün ne çabuk geçti yine. Uyuduk,uyandık,bitti…
Geçen iki haftada bol bol resim yaptık. Hem kuru,hem sulu. Oyun hamuru oynadık,havanın da güzelliğini fırsat bilerek hergün dışarı çıkıp temiz hava aldık,yine yemek yemedik,rahat bir uyku uyumadık.
Uyku sorunumuza çare bulduk sandık,bulamadık. Son on gündür kendi yatağında uyumasına rağmen gece 3-5 defa ağlayarak uyanıp,tekrar yatmak istemiyor kuzucuk. Benim de yanında yatmamı istiyor,ben de sırf o yatağına alışsın diye o küçücük yatakta iki büklüm sabahlıyorum.Sabırla iki yaşını bekliyorum biter diye,geçer diye bu uykusuzluk

26 Ocak 2009 Pazartesi

BALONCUKLAR GÖKYÜZÜNDE...




Dün seninle havanın soğuk olmasına rağmen,soğuk hasta etmez mikrop hasta eder mantığıyla balkona çıkıp baloncuk oyunu oynadık bebeğim.O kadar eğlendik ki,kelimelerle anlatmak mümkün değil.Ben baloncuk yaptım,sen zevkle,kahkahalarla patlattın.Patlatamadıklarının arkasından da bay bay yapıp sonsuzluğa uğurladın.Seni balkondan içeri sokmak da pek kolay olmadı tabi.

24 Ocak 2009 Cumartesi

YENİ KELİMELER

Son günlerde konuşma işini oldukça ilerlettin kuzucum,hatta o kadar ilerlettin ki ;kelimelere yeni yorumlar getirdin,bambaşa bir hal aldı zavallı kelimeler:) Aslında o kadar çok ki kullandığın kelimeler,hepsini akılda tutup,geleceğe not düşmek neredeyse imkansız.Bunlar aklımda kalan birkaç komik kelimecik:

pişapişi: çamaşır (buna çok gülüyorum yaaa,çamaşırla pek alakası yok ama :) son günlerde kirli çamaşırları makineye atmak ve yıkanmış temiz çamaşırları makineden çıkarmak çok hoşuna gidiyor.Hatta bizim yatağın üzerinde gördüğün temiz giysiler bile kendini bir anda çamaşır makinesinde bulabiliyor. )
pennii: peynir (sevmediğin ve yemediğin halde kahvaltıda gördüğün zaman adını söylemeyi biliyorsun)
iti:iki
pii: pil
ba ba çe: gece bahçesi ( ben buna da çok gülüyorum,TRT Çocukta yayınlanan bir program gece bahçesi,severek izliyorsun,günün olmayacak saatlerinde "ba ba çe aç"deyip dolanıyorsun.
bebi: bebek
babacı: baloncuk (bu aralar kelimelere değişik yorumlar katıyorsun,biz de mutlu oluyoruz işte:)
çırlı: çizgi film demek:)
oynuuu: oynuyorum
oyuncu:oyuncak
kokuuu: korktum

İŞTE BAŞ BAŞAYIZ:)

İşte tatil başladı.Bu tatil hem sana hem bana iyi gelecek,özlemlerimiz giderilecek..Sıkılmıştım,bir o kadar da yorulmuştum.Her gün seni bırakıp gitmek,yaşadıklarına büyümene tanık olamamak daha da zor gelmeye başlamıştı,tatilin tam zamanıydı işte.
Bu tatil en çok da sana yaracak. Uzun süredir uykuya karşı bir tepki geliştirdin, gün boyunca hiç uyumayıp gece de zorlamalarımızla uyuyorsun. Sanırım bunun sebebi anne devamlılığını henüz kazanamamış olman,annenin ve babanın seni bırakıp bir daha gelmeyeceği korkusu… Nerede hata yaptık bilmiyorum. Oysa bebekliğinden beri seninle vedalaştık giderken ve yine döneceğimizi anlattık pedagoglarında söylediği gibi. Döneceğimize inandırdığımızı zannettik demek ki! Sanırım bu yüzden uyumak istemiyorsun, uyuduğunda etrafındaki insanların seni bırakıp gideceğini düşünüyorsun. Bu soruna en yakın zamanda bir çözüm bulmak gerek, ama nasıl?

19 Ocak 2009 Pazartesi

GÜZEL BİR HİKAYE...

Uykusunun baldan tatlı olduğu sabahlarda , melek öpüşlerle uyandırılmaz olur .. Anne bağırır : "Çabuk ol , servisi kaçıracaksın !" Baba kükrer : "Ne yatmasını biliyorsun , ne kalkmasını !"Sabahları güneşin doğuşunu bilmez çocuk . Hiç aydınlanmadan kalkar içi .. Taze bir sabah , bayat bir günün devamıdır çok zaman . Her sabah adına yuva denen , adına kreş denen o yere bırakılır . Başkalarının annesinde , kendi annesinin hasretini çeker gün boyu . Sabahın köründe "benim annem ne zaman gelecek" diye gözyaşları çeker solgun yüzüne dizi dizi . Akşam ne uzundur . Yuva nice gürültülü . Sevgilerini konuşurlar efkarlı saatlerde ."Benim babam beni çok seviyor .""Hayır , benim babam beni daha çok seviyor .""Hadi oradan , beni hem babam hem annem daha çok seviyor ."Başkalarının babası kendi çocuklarını çok severse , sanki kendi babalarının sevgisi azalacakmış gibi kavga ederler . En çok sevilen olmaktır tutkuları . Her pazartesi ne kadar sevildiklerini n ispatını yapmaya koyulurlar . Pazartesileri hep böyle geçer . Herkes kendi babasının en sevgili baba olduğunu ispat etmeye çalışır . Öteki çocuklar yeni sevgi ispatlarını ortaya koydukça içini bir ürperti kaplar . Başkalarının babası çocuklarını daha çok mu seviyordur acaba ? O reklam gelir aklına . Kahrolası reklam . "Evinizi seviyorsunuz , arabanızı seviyorsunuz ... Beni sevmiyor musunuz ?"İnanmak üzeredir onu sevmediklerine . Arka koltuğa gazoz döktü diye ne çok bağırmıştı babası . Ama olsun , arkadaşlarına bunu anlatmazsa eğer , babasının arabasını kendisinden çok sevdiğini nereden bilecekler . Keşke her Pazartesi en sevilen evlat oyununu oynamak zorunda kalmasaydı . Bunun için Pazartesileri hep hasta numarası yapması . Uyanamaması . En sevilen çocuk olmak yarışması , bilseniz ne kadar zor diyebilse bir gün , her şey ne kadar kolay olacak . Oyunu değiştirebilirdi . Bu oyunun mağlubu olduğunu arkadaşları öğrenecek diye her Pazartesi karanlık bir kuyu olmazdı o zaman . Herkesin annesinin ve babasının ne kadar iyi anne baba olduğu , çünkü onlara ne çok pahalı oyuncak aldıklarının konuşuldukları bir sıra "beni anneannem çok sever" diye bağırıverdi ."Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu ?""Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum ."Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu . Annesi telefonu , babası arabayı seviyordu . Her şey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda . Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu . Nerelere gitsindi ? Annesi kapattı telefonu . Mutfaktan tencere kaşık sesleri geliyordu . Koşarak yanına gitti ."Sana yardım edeyim mi ?" dedi , en sevimli halini takınarak . Annesi manalı manalı baktı ."Hayırdır . Bir yaramazlık filan . Bak bir de seninle uğraşmayayım. Çok yorgunum zaten ."Yorgunluk nasıl bir şeydi . Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır "Nasıl yorulmuş yavrucak . Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni" diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi . Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer , ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu ."Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın . Anneannem öyle söylüyor .""Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın . Yorgunluktan ölüyorum ." Bu kelimeden nefret ediyordu . Yorgunum . Yorgun olduğumdan . Böyle yorgun yorgunken ..."Anneciğim sen yorulma diye...""Yemekte konuşuruz çocuğum . Bankada işler yetişmedi . Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım . Hadi sen oyna biraz .""Hani siz yoruluyorsunuz ya ...""Eeee ....""Ben de oynamaktan yoruluyorum .""Ne yapayım ?""Bilmem ..."Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler , yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı . Işıklar söndü birden . Annesi öfkeyle söylenmeye başladı . "Mum da yok" diye diye karıştırdı dolapları el yordamı . Çocuk sırtüstü yatıp anneannesinin köyünü düşündü . Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını . Deli tavşanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne . Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı . "Bak deli tavşan" diyerek parmaklarını oynattı . Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı . Tavşan alabildiğine hür dolaştı sağda solda . Otlarla kuşlarla konuştu . Sonra yorgun düştü . Duvardaki görüntü o minik avuçların açılmasıyla kayboldu . Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı .Neden sonra ışıklar geldi . Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti birden . Kanepeye koştu . Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı . Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek . Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini . Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu . Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına ;"İşin bitince beni sever misin anne ?" dedi .Kadın , sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı .

8 Ocak 2009 Perşembe

YİĞİT'TEN İNCİLER:)

Anne: Yiğiiiiiiit!!!!! Sen kaç yaşındasın annecim?
Yiğit: üççç....
Anne:Üç olmaaaaz....
Yiğit: biiiiir
Anne:Olmaaaaz anecim...
Yiğit: olduuu :)))
Anne: Olmaaaaz...
Yiğit: Olduu... Olduuu....

4 Ocak 2009 Pazar

GELDİN YA!

Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...
Ümit Yaşar OĞUZCAN

YAĞMUR YAĞIYOR...







Dışarıda yağmur yağıyor...Benim canım sıkılıyor...Yalnızız anne-oğul.Sen oyuncağına dalmış,ben ise bilgisayar başında...Defalarca takıp boşaltıyorsun,takıp boşaltıyorsun.Takman gereken 15 parça bitince sen de başmda bitiyorsun.Anneee aççç...Açıyorum ama takman 2 dakikanı almıyor.Yine başımdasın:Anneeeeeeeee aççççç.Sonra yalnız oynamaktan sıkılıp :"Anneee oynuuu." Diyerek beni oyuna çağırıyorsun.Beraber oynuyoruz bir süredeBu böyle dakikalarca sürüp gidiyor.Ta ki sen sıkılıp oyuncak değiştirmek isteyene kadar.İşte o vakitte geldi"anne kalk.Gütü."Oyuncak değiştirme vakti geldi.Odaya gidiyoruz.Bir süre düşünüyoruz acaba hangisini alsak diye.Beğendiğin 2 tanesini alıp odaya geri dönüyoruz.Başlıyor yine bir telaş.Bul,tak,çıkar,sırala.....Gece uzun,oynamak lazım tabi.....
Bunun dışında yazı yazmak,resim yapmak eskiye göre çok daha fazla ilgini çekiyor,bir kalem tutuşun var ki,görülmeye değer,onu en yakın zamanda fotoğraflayıp bloğa koymalı.Düz çizgiler çizebiliorsun henüz,daha yuvarlak çizgilere geçmedin.Çizdiğin her çizgiyi ise bir nesneye benzetiyorsun.Kuş,tavşiii,avaba,miyavvv....Bu arada bir çok hayvanı tanıyor ve çıkardığı sesleri de çıkarabiliyorsun.
kedi:miyaaaavvv
köpek:havvvv havvv
ördek: vag vag
kuzu:meee
inek:moooo
kuş:cik cik
balık:bir sesi olmadığı için ağzını balık gibi yapıyorsun.

Babanla Kipaya gittiğimizde 3 yeni oyuncak aldık sana.100e yakın parçadan oluşan ahşap geometrik şekiller,Aktivite küpü ve rakamları tanıtan ahşap puzzle.Hepsine de ayrı ayrı bayıldın,saatlerce oynadın başından kalkmadan.Bu ara renk ve sayıları kavratmaya çalışıyorum.Yavaş yavaş tanımaya ve ayırt etmeye başlıyorsun.Oynamaktan ve yapmaktan hoşlandığın diğer bir aktivite ise oyun hamuru.Baban sana oyun hamurundan hayvanlar yapıyor,sen de sevine sevine bozuyorsun,küçücük parçalara ayırıyorsun hamurdan hayvanları.

Bu arada oyucak değiştirme vakti geldi."anne,kalk,gütüü."Şu yarım saatin içinde değiştirdiğimiz kaçıncı oyuncak sayamadım.Odanın oyuncakçı dükkanı olduğunu düşünürsek zor bir gece beni bekliyor:)